Sakarya Müzesi:
Bugün Sakarya’nın arkeolojik ve etnografik tarihine ışık tutan ‘Sakarya Müzesini’ yine aynı ilk heyecan ile fakat bu defa sizin için ziyaret ettik.
“İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim öbür yanda Sakarya.”
Necip Fazıl Kısakürek
Öncelikle Sakarya Müzesi’nin nerede olduğundan bahsedelim. Kampüs tarafından gitmeyi düşünenler için, biz yeşil tabelalı tren garına giden minibüsle (Donatım-1) gittik. Son durağa gelince (son durak tren garı oluyor) garın hemen karşısında kalıyor. Bu kadar merkezde bu kadar yakın ama gerçekten çok az biliniyor ve ziyaret ediliyor malesef. Nitekim ilk gidişimde benim de şaşırdığım gibi bu gidişimizde de yanımdaki arkadaşımın ‘İşte geldik.’ dediğimde ki tepkisi, ‘Aa bu kadar yakın mıydı?’ oldu. Evet hem yakın hem de giriş ücretsiz.
(İlk 3 Fotoğraftan Müzenin nerde konumlandığını anlayabilirsiniz.)
Müzenin içinde arkeoloji ve etnografya olmak üzere 2 salon bulunuyor. Her biri bir katta. Ayrıca dışarıda da Osmanlı ve Roma, Bizans dönemlerine ait mezar taşları, sütun kaideler bulunuyor. Biraz Osmanlıcamızla okumaya çalıştık elbette 🙂 Okuyamadıklarımızı da üzerindeki şekiller ve resimlerle anlamlandırmaya çalıştık.
1915’te inşa edilip, 1922’de Mustafa Kemal’i misafir eden bina ancak 1993’te müze olarak ziyaretçilerini kabul etmeye başlayabilmiştir. Dış cephesi toz pembe, 3 katlı bir köşk. Cumhuriyet dönemi mimarisinin o sade ama kendisine hayran bıraktıran tasarımıyla 100 yılı aşkın bir süredir burada.
Uzun bir merdiveni atlattıktan sonra 1. salona girmeden, girişin hemen sağında tarihi dönemleri kısaca anlatan bir şema bulunmakta. İncelemenizi öneririz. Bunu da geçtikten sonra karşımızdaki salona girebiliriz.
1. Salon – Arkeoloji Salonu
Büyük bir para koleksiyonu, değişik şekillerde ve zamanlarda yapılmış pişmiş kaplar, gözyaşı şişeleri, koku şişleri, dönemin takı sanatına örnek teşkil eden yüzükler, yüzük başları, bilezikler, topuz tokası ve çeşitli aksesuarlar bulunuyor bu salonda. Ayrıca altın bir Afrodit figürü de hemen salonun ortasında bulunmakta.
Para
Farklı boyutlarda ve farklı ayarlarda, günümüzdeki paralara pek benzemeyen yıpranmış, kimisinin ortası delik olan paraları görünce ‘Acaba kimlere kullandı?’ demekten alamadık kendimizi. Belki bir Osmanlı Padişahı, paşası dokundu kullandı, belki bir vatandaş birkaç ekmek aldı. Kim bilir kaç ticarette takas edildiler şimdiye değin.
Erzak Küpleri
Değişik boyut ve yer yer havucu andıran şekillerdeki erzak küpleri saklama kabı dediğiniz icadın ne kadar da gelişmiş olduğunu gösteriyor gibi 🙂 Üzeri açık olan küplere dokunabildik. Binlerce yıl önce yapılan bir şeyin günümüze kadar sağlamlığını koruyarak gelebilmesi şaşırtıcı.
2. Salon – Etnografya Salonu
Bu salonda Osmanlı dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde kullanılmış çeşitli balta, silah, bakır sahan, gaz lambası, şamdanlar, nakış işlemeleri, kılıçlar, tüfekler, piştov, mühürler, şifa tasları ve Atatürk’e ait eşyalar bulunmakta.
Şifa Tasları
Boş yer kalmayacak şekilde üzerine Kur’an sureleri ve dualar yazılmış taslara şifa tası deniyor.
Bir dahaki gezi yazımızda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın 🙂
Yazar : Meryem Tetik (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)
Göz Önünde Olan Bilinmeyen Bir Müze: Sakarya Müzesi gezi yazısını beğendiysen ve diğer gönderilere göre sitede daha çok gösterilmesini istersen yukarı ok tuşuna basabilirsin. Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin (Site üyeleri için) Ben bunu kaydederim bu ne güzel yazı dersen de kitap ayracı gibi olan butona basıver :) Yorum yazarak sevgimi belli etmek istiyorum mu diyorsun? E o zaman durma! Bu üyelere özel değil! (Ama üye olursan profil foton falan çıkar bak ;) bizce ol :) ) Üye Ol Daha fazla edebi yazı okumak için buraya tıklayabilirsin. Yetmez! Ben bu güzel sitede yazar olmak istiyorum dersen Başvuru Formumuz Dipnot: Bu yazıdaki kullandığımız fotoğraflar Meryem Tetik tarafından sağlandı. Bu içeriği bize telifsiz sunduğu için şükranlarımızı sunmak isteriz. Ben size telifsiz(kaynakça belirtilerek) fotoğraf sağlamak istiyorum diyorsan Bize Ulaşın