İnceleme

Yahya Kemal’in Düşü: İstanbul

2
LütfengirişveyaKayıt Ol to do it.

İnsanlar doğuştan gelen romantik yetileri nedeniyle, hayatlarının çoğu döneminde belli bir şeye alaka
duyar; onunla bütünleşir, onu isterler ve sonuç olarak bir bağlılık ortaya çıkar. Bu bağlılık; cismi, çoğal,
manevi ya da beşerî olabilir. Biz bir insana duyulan bu bağlılığa ‘aşk‘ demişiz. Peki, bir şehre? Evet,
Yahya Kemal bir şehre âşıktı. İstanbul’a. Edebiyatımızda, hatta Dünya edebiyatında bir şehre bu kadar
bağlı, bu kadar sahiplenen başka bir şair görülmemiştir belki de.


Yahya Kemal İstanbul’a olan sevgisini ve hayranlığını Aziz İstanbul, Kendi gök kubbemiz ve
Eski Şiirin Rüzgârıyla adlı nesir ve şiir kitaplarıyla ifade etmiştir. Şiirlerine ve yazılarına, adeta bir sarraf gibi
incelikle işlemiştir İstanbul’u. İstanbul’un taşını, toprağını, havasını ve kokusunu hissedersiniz onun
şiirinde.

“Durgunlaşıp bir yana kadar parlayan suda,
Dünya güzel göründü resimleşmiş uykuda.
Binlerce lâle serpili yüzlerce bahçeden,
Beş yüz yılın kadehleridir şimdi yükselen”

Onun her şiirinde İstanbul ile ilgili ayrı bir his, ayrı bir heyecan vardır. Üsküdar, Maltepe, Kadıköy,
Erenköy… Hepsi farklıdır onun için. Hepsi başka bir İstanbul’dur. Birini diğerine tercih edemeyebilirdi;

“Ey şimdi elâ gözleri süzgün, sesi şakrak!
Kumral saçın üstünde görürsen iki üç ak.
Çık kuytu hıyabanlara al bir kuru yaprak.
Yâdet ki seviştikti ilahi adalarda!”

“Suyu ürpertiyor çıkan rüzgâr,
Şimdi sahil boyunca Maltepe’yi
Köpüren mavi dalgalar yalıyor”

Yahya Kemal için İstanbul’u İstanbul yapan biraz da fetih ruhuydu. Öyle ki bu fetih sevdasını şu
sözlerle dile getirmişti: “Türkiye Türkleri’nin yeryüzünde başka bir eseri olmasaydı; tek başına,
yalnız bu eser şeref namına yeterdi”
Bu sözlerle fethe ve fatihine büyük bir saygı ve hayranlık
duyduğu anlaşılan Yahya Kemal’in, bu tarihi olaydan ötürü bambaşka hisler beslediği de bir semt
vardı. Üsküdar… “Cihangir’den seyrettiği bu emsalsiz serviler beldesi İstanbul’un fethini ve
İstanbul’a doğan güneşi ilk gören bölge olması ve halkının, tarihinin, coğrafyasının başkalığıyla
İstanbul’un bir parçası olması burayı şâirin gözünde önemli kılmaktadır.”
1


“… Bu gezintilerimdeki tecrübeden sonra toprağı sevdim. O derece sevdim ki, İstanbul’un her
köşesini keşfetmeye ömrüm kifayet etmeyecek diye korkuyorum.”

Evet, Yahya Kemal korkusunu böyle dile getirmişti. Ne bir hasım korkusu, ne bir yaşam korkusu ne de
bir ölüm… Onun korkusu İstanbul’du. İstanbul’un her bir köşesini keşfedemeyeceğinden korkuyordu.
Sadece korku mu? Aslında Yahya Kemal için İstanbul her şeydi. Sevinç, neşe, özlem, umut, kader…
Her şey İstanbul’da saklıydı onun için. Sadece bir semt bile, bir ömürdü onun için:

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmediğim, gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer,
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”

İstanbul, Yahya Kemal için asla terk edilemeyen bir yer haline gelmişti. O, İstanbul’un hasretine asla
dayanamıyordu. İstanbul dışına çıktığında bile aklı-hayali daima İstanbul’daydı:

“Hüznün ferahlığın bizim olsun kışın, yazın
Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın”

Aslında sürekli çağırıyordu onu İstanbul. Ve hiç reddedemiyordu bu teklifi. “Ankara’nın en çok neyini
seviyorsun?”
denildiğinde bile “İstanbul’a dönüşünü” cevabını veriyordu tüm samimiyetiyle…
Yazının başında dediğim gibi, İstanbul Yahya Kemal için bir aşktı. Nitekim bu aşk çoğu şiirinde ete
kemiğe bürünüyordu.
“Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde;
Mehtap… İri güller… Ve senin en güzel aksin…
Velhâsıl o rû’ya duruyor yerli yerinde!”

Yahya Kemal için aslında İstanbul tüm bunlardan daha fazla şey ifade ediyordu. Daha manevi
duyguların eseriydi İstanbul. Kendinden önceki diğer şairlerden farklı olarak İstanbul’a geniş bir
manevi gözle bakmış ve İstanbul’u basit başkent kavramından çıkararak millileştirmiştir. Yani, Yahya
Kemal’e göre İstanbul, vatanın özetiydi:


“İstanbul toprağının her köşesinde Türk ruhunun bir safhası vardır. Hisarlarda Türk’ün kuvveti,
Küçüksu’da ve Göksu’da neş’esi, Kağıthane’de zevk ve neş’esi. Eyüp’te maneviyatı, surlarda atılışı
hava gibi teneffüs edilir.”


“Türklük beş yüz seneden beri İstanbul’u ve Boğaziçi’ni bütün beşeriyetin hayâline böyle nakşetti.”

Son olarak İstanbul aşığı bu şairin, bir daha Dünya’ya gelme ihtimali olsaydı geleceği yerde aşikârdı.
Onun İstanbul sevgisini en iyi özetleyen belki de şu dizeleriydi:


“Bir gün dönüş olsa âhiretten;
İstanbul’a dönmek isterim ben.”

1(Pekin: 1983)

Alaca Dergisi – Temmuz Sayısı

Yazar : Yunus Erçin Kol (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©

  •  Yahya Kemal’in Düşü: İstanbul isimli Yunus Erçin Kol inceleme yazısını beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.*
  • Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin*
  • Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. *
  • *Site üyeleri için
Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya Üye Ol
Daha fazla edebi içerik için Sanat ve Edebiyat
Diğer içerikler için Ana Sayfamız.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen Başvuru Formumuz
Hüküm Giymiş Bedenler
Penceremdeki Hayalin

Reactions

3
0
0
0
0
0
Bu gönderi için zaten tepki verdin.

Tepkiler

3

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.