Hikaye

Kurşun Gibi İzler

3
LütfengirişveyaKayıt Ol to do it.

Duyduğu polis sireniyle hızlanan adımları kaldırımları dövüyordu. Dikkat çekmeden insanların arasından sıyrılırken korku dolu gözlerle izliyordu etrafı. Gördüğü tabela ile yönünü oraya çevirdi. Ankara’nın soğuk sokaklarında kendine kaçacak bir yer bulana kadar bu tren garında ısınabilirdi.  

Merdivenleri tırmanıp içeriye girdiğinde ona bakıp yüz çeviren insanları es geçerek istasyonun uzak bir yerine oturdu. Dünyası başına yıkılmış, bir gemi misali yelkenleri delinmişti. Yolunu nasıl bulacağını, ne yapacağını bilmiyordu. Cebindeki son parası ile bir bilet alabilirdi ama bu onun kimliğini belli eder ve yakalanırdı. Gözyaşları yanaklarını buselerken örgü şapkasını çekiştirdi ve boynundaki şal ile iyice yüzünü örttü. 

Gökyüzüne bakarak yeşil hareli, ela gözlerini yumdu. ‘Lütfen…’ dedi. ‘Bir mucize olsun…’

Fısıltıları dumanlı buğular bırakırken havaya, dermansız dizlerini yukarı çekerek sarmaladı kendini. Bu şehirde herkese umut olan, içine dinginlik getiren kar taneleri, bugün onun masumiyeti alındığı için mi daha bir güzel yağıyordu diye düşündü (beyhude bir serzenişti onunki). 

 Kafasını duvara yaslayıp düşüncelere dalmıştı ki trenin siren sesi tırmaladı kulaklarını. Gözleri çevreledi, istasyondaki insanların buruk endişelerini. Artık gözlerindeki damlalara yenileri eklenmişti. Herkes hüzünlü ve biçare vedalaşırken sevdiklerinden, onun kalbinin derin sızısı kimsesiz oluşunaydı. 

Ardından ince ve kadife bir sese dikkat kesildi. Daha onunla aynı yaşta sayılabilecek güzel bir kadın, yanındaki adama sarılarak busesini kondurdu yanaklarına. 

‘Hayatım, binmeden evvel su alır mısın?’ Onlara bakarken hayallerini anımsamıştı. 

Genç adam tebessüm ederek yerinden hareketlendi ve istasyonun diğer ucundaki büfeye doğru gitmeye başladı. Sevgilisi bir süre onu izlemeye devam ettikten sonra cebinden bir kâğıt çıkararak onu bavullarının üzerine bıraktı ve ardına bile bakmadan garın çıkışına doğru koşmaya başladı.

Olan biteni izlerken gözyaşları akmayı durdurmuş ve gözleri genç adamı aramaya başlamıştı. Adam yeniden ufukta belirirken etrafı izleyerek yavaş adımlarla biraz önce sevgilisini bıraktığı yere geliyordu. Tam o sırada esen rüzgar bavulun üzerindeki kağıdı hoyratça havalandırıp Eflin’in oturduğu bankın önüne bıraktı. Tüm uzuvları onu almamasını söylerken yere eğilip cansız yaralı eli ile kağıdı sarmaladı ve katlarını açtı.

” –Ulaş… 

Sana böyle veda etmek istemezdim ama benden asla vazgeçmeyeceğini ve beni bir şekilde kalmaya ikna edeceğini biliyorum.   

Ben artık seni sevemiyorum.

Bu yola devam edemeyeceğim, söz veriyorum beni bir daha asla görmeyeceksin. 

4 sene için özür dilerim.

Eflin’in ince ellerinin arasındaki cansız kâğıt, acımasız satırlarla süslenmişti.  

Bakışlarını biraz önceki adama esir ettiğinde, onun gözlerinde endişe görmüştü. Etrafı sarmalayan gözleri sevdiği kadını ararken onu görememenin tedirginliğiyle telefona sarıldı. Yanıt alamadığı telefonu hiddetle indirirken önündeki birkaç kişiye onu görüp görmediğini sordu. Olumsuz yanıt aldığında ise artık tahammülü kalmamıştı. Garın çıkışına yönelirken ona engel oldu Eflin. 

‘Dur, bekle!’ Genç adam duyduğu titrek sesle geri dönerek Eflin’e yöneldi. 

Bakışları onu bulduğunda soru sorar bir gözle bakıyordu ve Eflin devam etti cümlelerine. 

‘O gitti ’ Titrek sesi korku doluydu, yakalanmaktan korkuyordu. 

Adam anlamsızca bakarken, genç kadın elindeki kağıdı ona uzattı. Adamın hızla çekiştirip aldığı kağıdı okuması ile buruşturup atması saniyeler sürmüştü. Boğumları sertleşirken, kahverengi gözleri yere eğildi ve alaycı bir tebessüm etti. Okuduktan sonra fısıldamaya başladı.

‘Beni terk etti. 4 sene sonra. Koca bir 4 sene.’ Tebessümü yüzünde sönerken kahverengi sulu gözleri Eflin’e tırmandı. Onun yeşil harelerindeki kırmızılığa takıldı. Eflin, notun arasından aldığı bileti adama uzattı ve onun yanından sıyrılarak yürümeye başladı. Buradan nereye gidecek, bu oyun ne kadar sürecek? Bilmiyordu. Bildiği şey, tek kalbi kırığın o olmadığıydı. 

Lekeli ellerini montunun cebine sokarken yüzünü daha da örttü ve o dakika kapının girişinde kulağına değen polis telsizi sesiyle tüm dikkati o sese takıldı. 

‘Eflin LEVAMİ, kadının eşkâli birazdan tüm birimlere gönderilecektir.’ 

İşte yolun sonuna gelmişti yelkeni delinen kayık dalgalara esir olmuştu…

Yazar : Zübeyde Kıvrak (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)

  • Kurşun Gibi İzler isimli Zübeyde Kıvrak hikayesini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.*Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin*Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. **Site üyeleri için
Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya Üye Ol Daha fazla edebi içerik için Sanat ve Edebiyat Diğer içerikler için Ana Sayfamız. Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen Başvuru Formumuz

Kalbim Kırılır Mı?
Kırılınca Bir Büyük Ayna

Reactions

2
0
0
0
0
0
Bu gönderi için zaten tepki verdin.

Tepkiler

2

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir