Hikaye

Devrilmiş Gümüş Sütun

1
LütfengirişveyaKayıt Ol to do it.

Devrilmiş Gümüş Sütun

Gök, sarılı turunculu bir cümbüşle ufka kadar indirmişti güneşini. Baharın o taze günlerinde uyumak istemez kimse, güneş de uyumamak için diretiyor gibiydi. Gündüz açtığı yaraya sarılmış, kapatmamaya kararlıydı. Yeşil yeşil kümelenmiş ağaçlara bir hışımla çarpıp duruyordu ama nafile batmaya mahkumdu.

Sarı ışıldakla aydınlatılmış yollar kimsesizdi. Toprak sanki yıllardır yürünmemiş gibi şimdi adımlarını yavaş yavaş değiştiren dingin bir edayla etrafını seyreden saman sarısı saçlarını ensesinde toplamış olan kadına hayretle bakıyordu. 

Sağ eliyle yol boyunca topladığı çiçekleri ve hasır şapkasını, diğer eliyle de rüzgarın her dokunuşunda uçuşturduğu uzunca elbisesinin eteklerini tutuyordu. Boyuna yakın yabani otların arasından geçip usulca akan nehrin kenarına ulaştı. Tepeden gelen ay ışığı ile adeta devrilmiş gümüş bir sütunu andırıyordu nehir. Derin bir nefes alıp ayaklarına baktı sonra duraklayıp sanki yapılacak bir şeyi hatırlamışçasına ayaklarına uzanıp ayakkabılarını çıkardı. Kenara koydu. Bir süre nehri izledi. Mavi gözleri devrilmiş gümüş sütunun yansımasıyla grileşmişti. Bu grilik ruhuna sirayet etmişçesine derin bir boşluk hissettirdi. Öncesiz ve sonrasız hatta şimdisiz gibi… Bu zamana, mekana, kendi bedenine ait değilmiş gibi…

Gözleri doldu. Yaşları akıtmamak için kırpmadı, açık tutmaya direndi gözlerini. Akıtsa sanki içindeki huzursuzluğun, mutsuzluğun o yaşlarla birlikte akıp gideceğinden korkuyordu. Ruhunu adeta mutsuzluğun içinde ve mutsuzlukla birlikte var ediyordu. 

Derin bir nefes alıp çehresini göğe yöneltti ve bıraktı nefesini. Onlarca yıldız asılı duruyordu gökte. Gözünün iliştiklerine birkaç saniye bakıp tek tek gülümsedi selamlarcasına, veda edercesine. Sonra bakışları yıldızları bırakıp elindeki çiçeklere ve şapkasına yöneldi. Şapkayı nehre doğru fırlattı. Bir nilüferin süzülüşü gibi şimdi şapka nehrin sularında akıntıya karşı ve akıntıyla birlikte yol alıyordu. Çiçeklere gelince, her birinin ruhu çoktan çekilmişti göğe. Yine de ufak olsa da can kırıntısı bulmak adına bakındı biraz fakat canlı da olsa artık pek bir önemi olmadığını hatırlayıp özenle saçlarına takmaya başladı. İşi bitince sağ ayağını usulca suya soktu. Sonra diğerini. Nehrin suları boynuna ulaşıncaya değin yürüdü. Artık gözlerine ulaştığında zaten dolu olan gözlerinden akan yaşlar nehrin sularına katıldı.

Bir Şiir: 26 Eylül 1945

Bir Şarkı: Braga – Angel’s Serenade

  • Devrilmiş Gümüş Sütun isimli Meryem Tetik hikayesini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.*
  • Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin*
  • Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. *
  • *Site üyeleri için
Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya Üye Ol
Daha fazla edebi içerik için Sanat ve Edebiyat
Diğer içerikler için Ana Sayfamız.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen Başvuru Formumuz
Saufest Bugün Başlıyor! (İşte Program Detayları)
Düş Kitabı (Tek kişilik film)

Reactions

0
2
0
0
0
0
Bu gönderi için zaten tepki verdin.

Tepkiler

2

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.