<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eleştiri arşivleri - Kültür Sakarya</title>
	<atom:link href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/elestiri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/elestiri/</link>
	<description>Sakarya&#039;da kültür sanatın merkezi! Etkinlik takvimi, tiyatro, sinema yorumları, gezi önerileri, spor haberleri, edebiyat içerikleri, üniversite toplulukları ve faaliyetleri... Kısacası kişisel gelişimine fayda sağlayacak her şey! Hadi durma aramıza katıl!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2022 19:11:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2021/10/kultursakarya-favicon-logo-150x150.png</url>
	<title>Eleştiri arşivleri - Kültür Sakarya</title>
	<link>https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/elestiri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan, Kan ve Gözyaşı</title>
		<link>https://kultursakarya.com/insan-kan-ve-gozyasi/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/insan-kan-ve-gozyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alaca Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2022 16:58:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Can Ahmet Kayacan]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Deneme Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Eleştiri Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=4194</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan, Kan ve Gözyaşı İnsan doğası gereği içinde iyi ile...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/insan-kan-ve-gozyasi/">İnsan, Kan ve Gözyaşı</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>İnsan, Kan ve Gözyaşı</em></strong></p>



<p>İnsan doğası gereği içinde iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı barındıran bir varlıktır. İnsan içinde iyi ve doğru olan, kötü ve yanlış ile hep bir mücadele içinde olmuş, galip gelen taraf insanın dış dünyaya karşı tutumunu şekillendirmiş ve bu, insanların oluşturduğu toplumların yönünü belirlemiştir.</p>



<p>Bu mücadelede insanı kötüye yönlendiren ve iyiyle arasında duran en büyük etmenler şüphesiz insanın güç isteği, hırsı ve gururudur. İnsan istediğini elde edemediğinde gurur devreye girer. Gurur insanı hırsa iter. Bu elde etme arzusunun sonucunda, insan; elde edemediğini güç kullanarak almak ister. İnsanlar kendini kötülüğe iten bu kavramlar sonucu karşı karşıya gelirler.</p>



<p>İnsanlar arasında doğan bu güç ve gurur mücadelesi büyümüş ve savaşların da sebebi olmuştur. Yani savaşlar insandan yola çıkarak toplumların güç arzularının getirdiği sonuçlardır. &nbsp;</p>



<p>Savaşları, insanların milli ve manevi değerlerini korumak için dahil oldukları veya zorunda bırakıldıkları, kimi zaman haklı ve haksızın ayırt edilebildiği, insanlığa acı, yıkım ve gözyaşından başka bir şey getirmeyen insanlık dışı olaylar olarak tanımlayabiliriz.</p>



<p>Şüphesiz ki savaşlar maddi yıkımlardan ibaret değildir. Ölümler, ayrılıklar, zorunlu vedalar insana asıl yıkımı getirir. Bildiğin tanıdığın hayatın ve insanların yok olması, vatan dediğin toprağın elinden alınması, üstüne kanla sulanması, aidiyetsizlik hissi…</p>



<p>Umutlarını, yaşama sevincini kaybeder insan. Yaşamın içinde kendini bulamayan insan da ne ilerlemeye, üretmeye, yenilenmeye fırsat ve vakit bulabilir ne de kendinden sonraki nesillere sağlam bir temel devredebilir. Bu da insan topluluklarının nesiller boyu bir yıkım ve karışıklık içinde yaşamasına, savaş sonrası bile savaşın sürmesine sebep olur. Kısaca savaş, insanları yaşamlarından alıkoyup gelecek nesillerin de yaşamla bütünleşmesini engeller.</p>



<p>Bu uzun süreli yıkımın etkilerini azaltmak için savaşa hukuki kurallar getirilmiştir ancak bu kurallar dahilinde bile savaşın yeterince korku ve acı getireceği aşikârdır. Durum böyle iken bir de savaş hukukunun göz ardı edildiği, yasaların gölgesinde yasasız insanlarca yapılan savaşların yol açtığı insani ve toplumsal yıkım hayal dahi edilemez.&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Bugün Ortadoğu’ya baktığımızda; Irak, Suriye ve Filistin gibi devletlerde devam eden karışıklık ve savaşların, keza Doğu Türkistan’da ve dünyanın pek çok farklı yerinde süren, son olarak da Ukrayna’da başlayan çatışmaların, kimi devlet ve kesimlerin güç arayışları sonucu meydana geldiğini, iyi ve doğru olan hiçbir şeyi gözetmeksizin insana insanca yaşama şansı vermediğini ve insanlığa geride kan ve gözyaşından başka bir şey bırakmadığını görebiliriz.&nbsp;</p>



<p><strong>Yazar : Can Ahmet Kayacan (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>İnsan, Kan ve Gözyaşı </strong>denemesini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin.&nbsp;<strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a> 
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a> 
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>. 
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/insan-kan-ve-gozyasi/">İnsan, Kan ve Gözyaşı</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/insan-kan-ve-gozyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güç Yüzükleri 1. ve 2. Bölüm İncelemesi</title>
		<link>https://kultursakarya.com/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sau Geek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 18:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon Prime]]></category>
		<category><![CDATA[Güç Yüzükleri]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saü Fantastik Evren Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sau Geek]]></category>
		<category><![CDATA[The Rings Of Power]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=4173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medyumlar Arası Geçiş ve Ruhu Korumak Medyumlar[1] arası geçiş çok...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi/">Güç Yüzükleri 1. ve 2. Bölüm İncelemesi</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"><strong>Medyumlar Arası Geçiş ve Ruhu Korumak</strong></h3>



<p>Medyumlar<a id="_ftnref1" href="#_ftn1">[1]</a> arası geçiş çok zordur. Orijinalinde kitap olan bir eseri tamamen farklı bir sanat dalı olan sinemaya aktarmak ve bu sırada tamamen sadık kalmak neredeyse imkansızdır. Bunu <em>Alfred Hitchcock</em> kitabında belirttiği <em>“iyi uyarlamalar <strong>ucuz romanlardan</strong> çıkar”</em> sözüyle ya da gelmiş geçmiş en iyi korku-gerilim filmlerinden sayılan <em>The Shining</em>’in uyarlandığı romanı neredeyse tamamen hiçe saymasıyla anlayabiliriz.</p>



<p>Bence bu noktada önemli olan uyarlanan eserin mesajlarını, ruhunu anlayıp bir şekilde onu ortaya koymaktır. Üstelik romanları uyarlamak uzun vadeli bir tempo ister ve oldukça zor bir iştir. Romanlar, hatta genel olarak edebiyat alanı, okuyucuların kendi yönelimlerini ve temposunu belirledikleri eserlerdir. Hatta bu yönelim ve tempo okuyucudan okuyucuya değiştiği için, her kitap her farklı okuyucuda bambaşka bir tat bırakır. Öte yandan sinema sanatında tempo, değiştirilemez ve sadece yönetmenin söz sahibi olduğu bir öğedir. Ayrıca uyarladığınız medyumları, -dizi de olsa- romanlardaki gibi teferruatlı anlatacak vaktiniz olmuyor.</p>



<p>“<em>Silmarillion”</em> zaten başlı başına diğer Tolkien kitaplarından çok başka bir yerde duruyor. Sinemaya uyarlaması açık ara en zor eseri. Kitabın ilk çeyreğinde, evrenin yaratılışını anlatıyor ki, bunu tasvirlerle değil tamamen şiirsel anlatıyor. Ardından kitabın dili biraz hafiflese bile yine dikkatinizi tamamen vermediğiniz sürece kesinlikle anlayamayacağınız şekilde devam ediyor.&nbsp;&nbsp; “<em>Yüzüklerin Efendisi”</em> serisi, biçim olarak olmasa da içerik açısından oldukça fantastik ve masalsı kalıyor. <em>“Hobbit”</em> ise kendi çocukları için yazdığı bir masal. <em>“Silmarillion”</em> da ise pek bu yolları kullanmıyor. Karakterlerimize oldukça dışardan bakıyoruz, çoğu karakter tek boyutu geçemiyor. Bu fantastik evrenin içindeki unutulmuş öyküleri okuyoruz aslında. Yani hikâye uyarlanacak olursa zaten yönetmenler ve senaristler kendilerinden oldukça şey eklemek zorunda kalacaklardı. Bu yol izlenseydi de ben seyircinin memnun kalacağını sanmıyorum.</p>



<p>Peki seyirci neden memnuniyetsiz? Esere sadık kalınmadığı için. Bence yukarda belirttiğim sebeplerden ötürü, zaten bu esere tam olarak sadık kalmak imkânsız. Ayrıca sanırım çoğu insanın bilmediği bir detaydan ötürü de imkansız: Amazon <em>“Silmarillion”</em> eserinin haklarını almadı. “Yüzüklerin Efendisi” ve “Hobbit” eserlerinin telif haklarını alırken, evrenin geri kalanı için sadece isim haklarına sahip. Yani isteseler bile birebir uyarlama şansları yok. Bazı insanlar da garip sebeplerden ötürü diziye nefret kusmakta. “Zenci elf mi olur?”, “Kadın cücenin neden sakalı yok”, “Elrond çok çirkin olmuş” gibi&#8230;. Bu yorumlar çok da kâle alınması gereken yorumlar değil diye düşünüyorum. Çünkü içerik hakkında hiçbir fikir barındırmıyorlar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben bu diziyi direkt bir <em>“Silmarillion”</em> uyarlaması olarak değerlendirmeyeceğim. Ancak Orta Dünyayı Orta Dünya yapan şeylere sahip mi diye değerlendireceğim. Orta Dünyanın ruhuna sahip çıkıyor mu diye&#8230;</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="384" height="500" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Silmarillion.jpg" alt="" class="wp-image-4166" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Silmarillion.jpg 384w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Silmarillion-230x300.jpg 230w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading"><strong>Teknik Detaylar</strong>&nbsp; <strong></strong></h3>



<p>Bu kısım aradan çıkmalı diye hissediyorum. Çünkü bu konuda söyleyebileceğim negatif hiçbir şey yok. Dizinin zaten çok korkunç bir bütçesi var. Uzaktan gösterdikleri şehirler, arka planda kalan mekanlar oldukça detaylı. Genelde geniş çekimlerde, eğer çekim tamamen yeşil ekranda yapıldıysa, oyuncular mekanlardan çok kopuk durur. Bunun sebebi genelde ışıklandırmadır. Oyuncuya yansıtılan ışık maalesef tamamen yeşil ekranda simüle edilemiyordu. Bu da CGI(Computer Generated Image)’nin yapay durmasına sebep oluyordu. Önce Ray Tracing(Işın izleme, bilgisayarda oluşturulan ortamlarda ışıklandırmanın sanatçı tarafından değil, bilgisayar tarafından yerleştirilmesi) teknolojisi ardından ilk olarak <em>“Mandalorian”</em>da gördüğümüz yeni bir teknikle(bilgisayarda oluşturulan ortamların çekim sırasında dev LED ekranlarla gösterilmesi) çözülmeye çalışıyor. Ancak <em>“Mandalorian”</em> dizisi hariç ışık hala en yüksek prodüksüyonlu işlerde bile çözülememiş duruyor. Oyuncular hep ortamdan soyut kalıyor. Bildiğim kadarıyla “Güç Yüzükleri (The <em>Rings of Power)”</em> bu ikinci tekniği kullanmamasına rağmen oldukça başarılı bir iş çıkarmış. Oyuncular gerçekten o mekanda gibi duruyorlar. Maket kullanmadan bu kadar gerçekçi görüntüler yakalamaları gerçekten çok büyük başarı. Ayrıca sinema kısmını geçersek, herhangi bir dizide gördüğümüz en iyi prodüksiyon bu. Bu kısmı sürekli övmemek için ayırdım, şimdi de ilk bölüme geçelim. Önden uyarayım, bu noktadan sonrası diziyle alakalı spoiler içermektedir. Ayrıca ilk iki bölümü birlikte inceleyeceğim için biraz uzun olabilir. Özellikle bu sefere özel olarak biraz tasarımları ve tercihleri de konuşmam gerektiği için daha da uzun olacak.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>1.Bölüm- Geçmişin Gölgesi</strong></h3>



<p>Açılış <em>“Yüzüklerin Efendisi”</em> uyarlamalarından da aşina olduğumuz şekilde bir Galadriel monoloğuyla başlıyor. Ancak o kadar kudretli hissettirmiyor. İlk olarak çocuk Galadriel’i ve diğer elf çocukları gördüğümüz sahnede biraz düşük başladım. Kostüm, saç, makyaj ve ortam oldukça sıradan geldi. Bu kısmın Ağaçlar Çağında geçtiğini biliyordum ve çok farklı hayal etmiştim. Ardından Galadriel’in ağabeyi ile arasında geçen ve sonrasında bize hatırlatılacak diyaloğun bitimiyle birlikte uzak çekimde şehri ve ağaçları görüyoruz. İşte o an büyülendim, ama teknik detayları geçiyoruz. Ardından Galadriel monoloğu devam ediyor ve bence çok hoş gözüken sahneler görüyoruz. O kısımda sadece on saniye gördüğümüz savaş alanını övmek istiyorum biraz. Gerçekten çok kısa süren bir sahne için çok uğraşılmış. İnanılmaz iyi bir ışıklandırma, maalesef dizide çok görmediğimiz geniş bir çekim ve makyajı çok bol bir kalabalık. Bu sahne benim diziye karşı umutlarımı yeşertti, düşük beklentiyle açtığım dizi beni uzanma pozisyonumdan, oturma pozisyonuna geçirmeyi başardı. Monolog Galadriel’in motivasyonunu ve dizinin geçtiği çağı iyi bir şekilde anlattıktan sonra başladı. Tek tek sahne sahne diziyi incelemeyeceğim korkmayın, kayda değer bulduğum başlıkları deşmek istiyorum biraz daha.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Diyaloglar</strong></h4>



<p>Maalesef senaristin kalemi çok kuvvetli değil. Dizi söylemek istediğini söylüyor ama bunu Orta Dünya ruhuna sahip çıkarak yapmıyor maalesef. Hatta bu konuda Türkçe altyazıyı diziye oranla çok daha başarılı buldum diyebilirim. <em>“Yüzüklerin Efendisi”</em> uyarlamalarında en sevdiğim şeylerden biri çevirisi ve seslendirmesidir. Orijinal eserden bile daha detaylı ve özverilidir diyalogların çevirisi. Çünkü Çiğdem Erkal inanılmaz bir iş çıkartıp, farklı toplumlara bizim geçmiş dönemlerimizden Türkçe kelimeler atamış. Ve seslendirme de bu çeviriye sağdık kalmıştı. <em>“Güç Yüzükleri (The Rings of Power)”</em> böyle çevirisi olabilecek bir iş olmadığı için, tabii ki o seviyede bir çeviri yok karşımızda ancak olabildiğince şiirselleştirilmiş bir çeviri ortaya çıkarmışlar. Dublajı de heyecanlı olduğum bir konuydu, ancak seçimler pek kulağıma uymadığı için değerlendirecek kadar dublajı deneyemedim.</p>



<p>Diyaloglar hakkında biraz sinirli olduğum konu ise şu: Orta Dünya masalsı anlatının getirisiyle birlikte insana umut veren, inandığı şeylerin peşinde koşmasını öğütleyen bir evren. En karamsar anlarda bile, umut ve inanç karakterlerimize yol gösterir, başarıya kavuşturur. Okuyucu ve seyircilerin de içinde bir ışık yakar. Maalesef dizi bu konuda da Orta Dünya ruhuna sahip çıkamıyor. Genelde diyaloglar karamsar karakterlerin koydukları noktalar ile bitiyor. Haklı olduğunu bildiğimiz karakterler susup kalıyor. Buna örnek olarak ilk bölümden Nori ve annesinin salyangoz temizlerken, Galadriel ve Elrond’un heykellerin önündeki ve Arondir’in komutanı Revion ile kurduğu diyalogları gösterebilirim. Bu iyi karakterlerimizde, karamsar dünyayı kabullenmeleri gibi bir durum oluşturuyor. Masalsı anlatı bozuluyor.</p>



<p>Burada övmem gereken ufak bir nokta var. Evren hakkında bilgiler, hiçbir fikri olmayana anlatır gibi anlatılmamış. Şehirler, insanlar anlatılırken karşısındaki karakteri hiç bilmiyormuş gibi değil, hatırlatır gibi, bildiklerini över gibi anlatılmış. Bu da biraz olsun diyalogları doğal tutmayı başarmış.&nbsp;</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Galadriel ve Elfler Hakkında</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="577" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Galadriel-1024x577.jpg" alt="" class="wp-image-4163" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Galadriel-1024x577.jpg 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Galadriel-300x169.jpg 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Galadriel-768x433.jpg 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Galadriel.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>İlk gördüğümde oyuncu seçimini oldukça sevdim. Aynı zamanda oyuncu ilk sahnelerde ruha uygun, düzgün bir Elf rolündeydi. Galadriel’in biraz değiştirilmesini anlıyorum. Kadim elfler kudret sahibidir ve bunu kullanabilirler. Kudret bu evrende biraz büyü sistemi yerine geçer ancak kimse çıkıp ateş topu atmaz, bunlar daha çok küçük mucize gibidirler. Diyaloglardaki masalsı anlatım yoksulluğu, beni görece biraz daha bu dizinin realistik olacağı konusunda kandırdı. O yüzden kadim elf olan Galadriel’den kudretin alınıp, kılıç kalkan verilmesini garipsemedim. Çünkü ana karakter Galadriel ve kudret izlemesi çok eğlenceli bir şey değil.</p>



<p>Buz troll’üyle savaştıkları sahne oldukça keyifliydi, kısa ve netti. Galadriel kralla görüşmeye dönene kadar her şey çok iyi gidiyordu. Elfler oldukça küstah ve kibirli canlılardır. İnandıkları şeylerin doğru olduğuna körü körüne bağlıdırlar. Ancak bu sırada oldukça da kontrollüdürler. Elf olarak seçilen oyuncuların çoğu bu hali tavrı çok başarılı bir şekilde yansıtıyorlar, aynı zamanda fiziksel olarak da biraz benzer yüz tipine sahip oyuncular seçilmiş o da çok hoşuma gitti. Ancak Galadriel sinirlendiği zaman kontrolü kaybetmiş gibi davranıyor. Ufak ufak titriyor, gözleri geriliyor ve doluyor, volta atmaya başlıyor. Karşındaki Elrond ise kontrolü hiç elinden bırakmıyor. Bu da az önce bahsettiğim şeye sebep oluyor biraz. Biz haklı olduğuna inandığımız karakteri, çaresiz ve haksız konuma düşmüş şekilde görüyoruz.</p>



<p>Galadriel’in kendisine yapılan gitme teklifini kabul etmesi hakkında hiç iyi şeyler düşünmüyorum ama Galadriel sahnelerinde kaldığımız sürece bu yazı oldukça negatif bir hal alacak, o yüzden o kısmı 2. Bölüme bırakıyorum.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Nori ve Kılayaklar Hakkında</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="650" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-1024x650.webp" alt="" class="wp-image-4165" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-1024x650.webp 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-300x191.webp 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-768x488.webp 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-1536x975.webp 1536w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Nori-2048x1300.webp 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Diziden hiç spoiler yememek için fragmanları izlememiştim. Kaynak materyale aşina olduğum için, bu dönemde geçen bir dizide Hobbit görmeyi beklemiyordum. Ortaya çıktıkları sahne çok hoştu, eğlenceliydi. Ufak köylerine bayıldım, kompakt ve gizli kalma çabaları üzerine konuşmadan çok hoş bir şekilde sadece ortamla bile verilmiş. Saç ve makyajları, kıyafetleri nasıl bir toplum olduklarını çok iyi anlatıyor.</p>



<p>Başta hem sadece Orta Dünyada tehlikenin yayıldığını göstermek amaçlı, hem de bu dünyada bu halklar da var diye, evrenin çeşitli olduğunu göstermek için koyulmuş bir sahne olduğunu düşündüm. Ancak öyle değilmiş. Dizideki diğer öykülere, şimdilik çok uzak bir yerde kendi küçük öyküleri var.</p>



<p>Salyangoz temizleme sahnesindeki boğucu diyalog dışında izlemekten keyif aldım Nori ve Kılayakları. Bu sefer ise inandıkları doğrultuda hareket etmek isteyen Nori karakterini haksız konuma düşüren bir diyalog var burada.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Arondir, Bronwyn ve Doğu Halkları Hakkında</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="512" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Arondir-1024x512.webp" alt="" class="wp-image-4168" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Arondir-1024x512.webp 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Arondir-300x150.webp 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Arondir-768x384.webp 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Arondir.webp 1400w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu kısım diziden beklentimi düşüren kısımdı aslında. Çünkü diğer kısımlardan farkı kaynak materyalde hiç bulunmayan, tamamen yeniden yazım olmasıydı. Beklentilerimin aksine bu kısımlar açık ara dizinin en iyi kısımları gibi hissettirdi. Buna Arondir’in oyunculuğunun çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Oyuncu en azından benim aklımdaki Elf hali ve tavrına çok uygun oynamış. Oldukça özel ve kontrollü hissettirirken, bazı sahnelerde klasik elf küstahlığı ve kibrini çok tatlı ve ayarında seyirciye aktarabildi. Asıl hoş olan bu tavır seyirciye diyaloglarla değil tamamen oyunculukla aktarılmış. Diyaloglarla aktarılsa problem olur muydu? Bence olurdu. Bu tamamen görsel bir medyum. Medyumu doğru kullanmak duygu geçişlerini ve olayların etkilerini sözlü ya da sesli değil görsel olarak anlatmaktan geçer. Diyalogların sadece pekiştirici ve destekleyici konumda kalması gerekir.</p>



<p>Arondir’in oyunculuğunu çok beğenirken Bronwyn’in için çok kuvvetli duygulara sahip değilim. Hatta köydeki çoğu oyuncu sadece yeterli oynamış diyebilirim. Bu kısımda diyaloglar hakkında yine bir şeyler söylemem lazım. Elfler Doğu Halklarına oldukça ırkçı bir açıdan yaklaşıyor. Bunun sebebi zamanında Melkor’a yardım etmeleri. Geçmişin günahlarını gelecek nesillerde de arıyorlar, bu oldukça gerici ve ırkçı bir yaklaşım. Bunu Arondir’in devriye arkadaşı Medhor ve komutanı Revion ile girdiği diyaloglarda oldukça net bir şekilde görüyoruz. Medhor’u beğenmesem de -zira kendisi bu küstah, kibirli, ırkçı yaklaşımı hiç elflere yakışmayan bir tavırla sergilerken- Revion gerçekten bu iğrenç davranışları iyi, hatta doğru oyunculukla sergilemiş. Bu aslında Medhor’un oyuncusunu yerdiğim değil, yönetmenin kötü tercihini yerdiğim bir kısım.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Bölümün Sonları</strong></h4>



<p>Galadriel bindiği gemiyi terk etmeyi seçiyor. Bu kısım oldukça güzel çekilmeye çalışılmış ancak ben kendimi oldukça kopuk hissettim sahneden. Bıçağı bırakmayışı karakterin bu kararı vermeyi ne kadar istemediğini anlatmak için vurgulanmış, ancak zaten hedefine ne kadar kilitli bir Galadriel izlediğimizi dizi birçok sahnede vermişti. Hatta hedefine adanmışlığı kendi kontrol mekanizmasını bile zorluyor. O yüzden en başından bu kadar kararlı bir karakter, neden gemiye binmeyi kabul etti? Elrond ile konuşmalarının zaten negatif duyguların kazandığı bir diyalog olması, eserin ruhuna ters hissettiriyordu. O diyalogu daha düzgün kurabilseler bu yapmacık sahnelere hiç gerek kalmayacaktı. Ellerini Thondir’e uzatması, o sırada müziğin yükselmesi hiçbir şey ifade etmiyor. Amaçları tamamen görsel olarak güzel gözüken sahneler çekmekmiş gibi hissettiriyor. Güzel de gözüküyorlar ancak bu medyum senin hikayeni, görsel olarak bir şeyler ifade eden sahnelerle anlatmanı gerektiriyor. El uzatma sahnesi Galadriel’in karakterine, o an yapmak istediği şeye çok ters. Işıklandırmanın da karakterimizin yapmak istediği şeye çok ters bir şey yapmak üzereyken fazla pozitif kullanıldığını düşünüyorum. Yani bana kalırsa gemideki bütün sahneler, güzel gözüken ancak sinemacılık açısından inanılmaz kötü sahneler. Gemiye binmesi bile çok yanlış bir tercih. Ancak bütün bu sahnelerin, abisiyle olan konuşması arkada tekrar oynatılırken gerçekleşmesi daha da kötü. Zaten Galadriel gemiye bindiğinde terk edeceğinden emindim ve aklıma direkt kağıt gemi üzerine yaptıkları sohbet gelmişti. O sahnenin tekrar gösterilmesi, seyirciyi aptal yerine koymaktan başka bir şey değilmiş gibi geliyor.</p>



<p>Arondir Galadriel’in de gönderilmesine sebep olan arkası boş bir barış ilanı yüzünden, karakolunu terk etmek zorunda kalıyor. Gitmeden aşık olduğu Bronwyn’e bir veda etmek için uğradığında, hasta bir inek görüyor. İnekte basit bir hastalıktan fazlası olduğunu fark eden Arondir, çiftçiden aldığı ipucunun peşine düşüyor. Aslında tehlikeli bir durum olduğunun farkında olan Arondir’in, Bronwyn’nin ona katılmasına izin vermesine hiç anlam veremesem de dizi hem öyküsel hem de meta birçok kötü tercih yapıp duruyor zaten. O yüzden çok da takılamadım.</p>



<p>Bölümün başından beri ufak ufak ipuçları verilen göktaşı sonunda düşüyor ve Nori göktaşını takip edip, aslında düşen bir adam olduğunu fark ediyor. Şimdi bahsedeceğim kısım biraz daha varsayımsal olacak. Düşen kişinin bir Maia olduğunu düşünüyorum, hatta büyük ihtimalle Gandalf. Maiar(Maia’nın çoğul hali) Valar’ın Orta Dünyaya yolladığı yardımcılarıdır. Valar bu evrenin tanrıları sayılırsa Maiar da melekleridir. Benim takıldığım kısım gelişi. Maiar, Elfler nasıl terk ediyorsa öyle gelirler. Burada takıldığım şey neden sadık kalmadıkları değil. Takıldığım şey bu evrende gerçekten fantastik varlıklar olsa da büyü kısmı öyle abartılı değildir, daha çok küçük belki de gözle görülemeyecek kadar küçük mucizeler şeklindedir. Daha önce de bahsetmiştim. Aslında oldukça normal yaşamlar sürer bütün bu halklar. Bu da işin yine biraz ruhu reddetmesi gibi hissettim.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="544" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/guc-yuzukleri-kapak-2-1024x544.jpg" alt="Güç Yüzükleri Kapak 2" class="wp-image-4136" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/guc-yuzukleri-kapak-2-1024x544.jpg 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/guc-yuzukleri-kapak-2-300x160.jpg 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/guc-yuzukleri-kapak-2-768x408.jpg 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/guc-yuzukleri-kapak-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>2.Bölüm- Avare</strong></h3>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Galadriel ve Yapaylık Hakkında</strong></h4>



<p>Az önce de belirttiğim gibi Galadriel hakkında verilen her karar yanlış gibi hissettiriyor dizide. Öncelikle sahnelerinin yerleştirildiği yerler mesela. Az sonra bahsedeceğim Khazad-dum sahneleri, The Stranger(şimdilik kadroda adı bu şekilde geçiyor) karakteri ile iletişim kurmayan çalışan Nori sahnelerinin arasında tutmuşlar bu sahneleri. Evren hakkında görmek istediğimiz şeyleri gördüğümüz, ana hikayenin başka bir açıdan ilerleyen sahnelerinin arasına, oldukça yavaş sahneler sokuşturmak tempoda tutarsızlıklar oluşturuyor.</p>



<p>Galadriel’in bu yolculuğu sırasında insanların elflere karşı tutumunu, orkların hala Orta Dünya’da gezdiğini, bunlara dair ipuçları öğreniyoruz. Sayılır. Zaten bu bölümün ilk sahnelerinden Orkların hala yaşadığını biliyoruz. İlk Bölümün son anında da Gil-Galad da yozlaşmış yaprağa baktığında orkları görmüştük. Yani bu sahne seyirciye hiçbir şey öğretmiyor. Hatta lokasyonları hariç Galadriel de hiçbir şey öğrenmiyor. Zaten kalpten inandığı bir şeyin kanıtına ulaşmış oluyor. Bu seçim bence Galadriel’in karakterini şimdilik daha da zayıflatıyor. Gönlünün en derinlerinden inandığı şeyi terk eden bir karakter haline geliyor. Bu da hayallerinin ve inandıklarını peşinden koşmayı bırakmayan karakterlere ters düşüyor. Orta Dünya evreninde tanıdığımız herkes bu özelliğe sahiptir. İyi ya da kötü fark etmez, herkes düşündükleri şeylerin çerçevesinde sonuna kadar gitmeye devam eder. Yine eserin ruhunu korumakta sınıfta kaldığı anlardan biri gibi hissediyorum.</p>



<p>Son olarak bahsetmek istediğim şey gerilim yaratma çabaları. Bu da çok yapay ve sahte kalıyor maalesef. Kendi adıma konuştuğumda, Galadriel’in başına bir şey gelmeyeceğine emindim. Hatta bu diziyi izleyen çoğu insanın evrenin lore’ine hâkim olmasa bile filmleri izlediğine eminim. Bence kimse Galadriel’in başına bir şey gelecek mi diye gerilmemiştir. Birebir bir uyarlama olmadığının ve özgür davrandıklarının farkındayım ancak Galadriel, Elrond gibi filmlerde gördüğümüz karakterleri öldürmeyeceklerine adım kadar eminim. O yüzden tempo düşmesin diye bu sahneleri gerilim dozu yüksek çekmeye çektiklerinin farkındayım ancak başarılı olduklarını düşünmüyorum. Dediğim gibi, Galadriel hakkında verdikleri her karar hatalı hissettiriyor ve bu diziye çok ciddi zarar veriyor.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Cüceler ve Khazad-dum Hakkında</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="544" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Guc-Yuzukleri-3-1024x544.jpg" alt="Güç Yüzükleri 3" class="wp-image-4160" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Guc-Yuzukleri-3-1024x544.jpg 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Guc-Yuzukleri-3-300x160.jpg 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Guc-Yuzukleri-3-768x408.jpg 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Guc-Yuzukleri-3.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tam olarak konuya dalmadan biraz Celebrimbor’dan bahsetmek istiyorum. Bence karakterizasyonu çok hoş oturtulmuş. Sanatçı bir Elf olduğu oyunculuğuyla birlikte çok güzel oturuyor. Hem ırki hem de amaçları doğrultusunda zarif bir açgözlülüğü var. Hatta sanatçı kişiliği tüm ırki altyapısının bile üstünde kalıyor. Bunu Elrond’la olan bir diyaloğuyla da çok güzel desteklemişler. Neredeyse bütün Elfler yaratılışlarından Cücelerden nefret ederken, Celebrimbor onlara zanaatkarlıkları yüzünden imreniyor. Oyunculukla desteklenen karakterizasyonu oldukça hoşuma gitti, ayrıca Celebrimbor oldukça önemli bir karakter, ileride de görmekten keyif alacağım.</p>



<p>Şimdi tam olarak cücelere gelelim. Mekan tasarımları, cücelerin kıyafet ve makyajları. Her şey çok iyi. Dizide mekan tasarımları çok iyi olsa da kaçındıkları bir şey var. Oyuncuların olduğu sahneleri çok geniş açılarla göstermiyorlar. Bu üzücü bir tercih gibi gelse de Khazad-dum&#8217;da bunu yapmamaları beni çok sevindirdi. Diğer şehirlerin aksine Khazad-dum&#8217;u geniş açılarla içinde halkının yaşadığı şekilde görmek çok daha keyifliydi. Gördüğümüz yerler arasında Kılayakların köyüyle birlikte yaşadığı hissedilen tek şehir buydu. Kılayakların köyü görece çok küçük olduğu için orayı tam saymıyorum.</p>



<p>Elrond ve Durin’in diyalogları bu bölümün en iyi sahnelerinden biriydi. Cüceler ve Elflerin sadece fiziksel değil her şeyleriyle ayrı varlıklar olduklarını çok iyi gösteriyordu. Galadriel’in sahnelerinde aslında Elfler ve İnsanların çok farklı oldukları belirtilmiyordu, sadece kulakları uzundu ve insanlar onlardan sebepsizce nefret ediyordu. Ancak bu sahnede cüceler sadece inatçı tek boyutlu karakterlerden de uzaklaştırılmış. İnatçılığın altındaki duygusal altyapı oyunculuk ve diyaloglarla iyi kurulmuş.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Nori ve Eserin Ruhu Hakkında</strong></h4>



<p>Bu kısımları hala büyük keyifle izliyorum ve takıldığım tek şey kudretin biraz sık ve olması gerekenden biraz fazla şaşalı kullanılması oldu. Biraz da The Stranger’ın bir şeyler çizdiği sahne ve Nori’nin babasının ayağının kırılması saçma bir bağdaştırma gibi geldi, bağlantıyı kuramadım ama çok problem yaratan sahneler değiller.</p>



<p>Bu kısma sakladığım bir şey var. Nori’nin esere katkısı bence birçok karakterden daha iyi geliyor. Nori insanın içindeki maceraya çıkma dürtüsünü basit ve iyi bir şekilde ortaya koyuyor. Bu da bence eserin ruhunu yansıtmalarındaki nadir pozitif şeylerden biri. Burada Cücelerle Kılayakları birlikte ele almam gereken bir konu var gibi hissediyorum. Kültürlerinin ağızları üzerindeki etkisi çok gerçekçi hissettiriyor. Gerçekten bütün kültürleri yaşadıkları alana göre şekillenmiş, bu da dillerini etkilemiş.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Arondir, Bronwyn ve Gerçek Gerilim Hakkında</strong></h4>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="698" src="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn-1024x698.jpg" alt="" class="wp-image-4171" srcset="https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn-1024x698.jpg 1024w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn-300x204.jpg 300w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn-768x523.jpg 768w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn-1536x1047.jpg 1536w, https://kultursakarya.com/wp-content/uploads/2022/09/Browyn.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Dönelim dizinin yine en kuvvetli kısımlarına. Bu dizi gerilim vermeyi başarabiliyormuş. Hem Arondir’in tünellerde sıkıştığı sahnede hem de Bronwyn ve oğlu Theo’nun bir Orkla kısılı kaldığı sahne çok gergindi. Arondir’in yanına Bronwyn’i kabul etmesi hemen sonrasında bir işe yaradığı için o karar da beni rahatsız etmeyi bıraktı.</p>



<p>Bu kısımlarla ilgili beni rahatsız eden tek şey: Irkçı ve gerici tavırları gerçekten haklı olan Elfler. Bu oldukça problematik bir mesaj gibi geliyor bana. Geçmişin günahları haksızca gelecek nesillere yükleniyor ancak bütün köyün gerçekten de öfke problemleri var. Tatlış ve iyi biri olarak gördüğümüz hancı amca bile Bronwyn’e patlayıp azarlamaya başlıyor.</p>



<p>Gördüğümüz Ork’un makyajı çok iyidi. Oyunculuk açısından biraz karikatürize kaçmış ancak yine de garip hissettirmedi. Bronwyn güçlü ve idareli biri olarak sağlam kuruyorlar.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Müzikler</strong></h3>



<p>Kapatmadan önce müziklerden bahsedeyim. İşin başında orijinal üçlemeden de tanıdığımız Howard Shore var. O kadar akılda kalıcı, yıllarca mırıldanacağımız parçalar ortaya çıkmamış olsa da sahnelere eşlik etmek konusunda oldukça başarılılar. Zaten Howard Shore orijinal üçlemede çalışırken de sipariş üzerine değil, sahnelerin üzerine besteler çıkarmıştı. O kadar ikonik olmasalar da görevlerini iyi yerine getiriyorlar. Sadece jenerik müziği biraz daha özel hissettirebilirdi gibi hissediyorum.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Kapanış</strong></h3>



<p>Bu çok uzun incelemenin sonunda şunları söylemek istiyorum. Uyarlamalar konusunda diğer insanlara göre oldukça esnek olsam da eserin mesajlarına ve ruhuna dikkat ederim. Buna rağmen <em>“Güç Yüzükleri (The Rings of Power)”</em> beni uyarlama olarak hiç tatmin etmedi. Tamamen özgür davrandıkları kısımlarda biraz daha iyi iş çıkardıklarını düşünsem de yeterli bulamadım. Bu işi tamamen orta dünyadan soyutlayacak olursam oldukça keyifli, özellikle seyir zevki çok yüksek bir dizi olduğunu düşünüyorum. Bakmaktan çok keyif aldığım bir iş oldu bu.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1">[1]</a> Medyum: Ruhlar alemi</p>



<p><strong>Yazar : Taha Kurukahveciler (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong><br><strong>Editörler: Yunus Erçin Kol, Buse Manolya Akgün</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Güç Yüzükleri 1. ve 2. Bölüm İncelemesi</strong>ni beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin.&nbsp;<strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi/">Güç Yüzükleri 1. ve 2. Bölüm İncelemesi</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/guc-yuzukleri-1-ve-2-bolum-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşk-ı Memnu</title>
		<link>https://kultursakarya.com/ask-i-memnu/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/ask-i-memnu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 11:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[Halid Ziya Uşaklıgil]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Roman Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Kitap Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=4104</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Aşk-ı Memnu; Halid Ziya Uşaklıgil&#8216;in realist-naturalist bir romanı, aynı zamanda...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/ask-i-memnu/">Aşk-ı Memnu</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Aşk-ı Memnu; <strong>Halid Ziya Uşaklıgil</strong>&#8216;in <strong>realist-naturalist</strong> bir romanı, aynı zamanda kendisinin en çok tanınan eseridir. İlk olarak 1899-1900 yıllarında <strong>Servet-i Fünûn</strong> dergisinde tefrika edildikten sonra 1901&#8217;de kitap olarak yayımlanmıştır.&#8221;</p>



<h4 class="wp-block-heading">Özet</h4>



<p>Zengin fakat yaşlı olan <strong>Adnan Bey</strong> ile parası için evlenen <strong>Bihter</strong>, paranın kendisine yetmeyeceğini anlamış ve evlendiği Adnan Bey’in yakışıklı yeğeni <strong>Behlül </strong>ile yasak aşk yaşamaya başlamıştır. Bu ilişkiden sıkılan Behlül, Adnan Bey’in kızı <strong>Nihal</strong> ile evlenmek ister. Bu durumdan memnun olmayan Bihter, her şeyi duyurmaya karar verir. Romanın sonunda tüm gerçekler su yüzüne çıkınca Bihter intihar eder, Behlül ise kaçar. Adnan Bey ile Nihal de eski yaşantılarına devam ederler.</p>



<p>Hepimizin az da olsa bildiğini varsayarak roman özetini çok kısa tuttum. Şimdi benim yorumuma gelmeden önce <em>Berna Moran</em>&#8216;ın eser hakkındaki düşüncelerini buraya eklemek istiyorum. Kendisinin eserlerini severek okurum, burada da olsun istedim.</p>



<p>&#8220;Berna Moran’a göre de Aşk-ı Memnu oldukça zengin bir roman. Bireyler arası yoğun duygusal ilişkileri işlemesi açısından dramatik bir roman. Nihal’in büyüyüp olgunlaşma evrelerini anlatması bakımından &#8216;bildungs&#8217; bir roman, metaforik olarak <em>doğum-ölüm-yeniden doğum döngüsü</em> barındırdığı için mit kalıbına uygun bir roman. Moran ayrıca, romanda kişiler arasındaki yakınlaşıp uzaklaşmaları bir<em> bale motifine </em>benzetmiş ki romanın kapalı çevresinde bu motifler daha da belirgin hale gelmiş. Buradan Aşk-ı Memnu’nun estetik açıdan da özel bir roman olduğunu anlıyoruz.&#8221;</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Gelelim yorumuma;</strong></h4>



<p>Eserin ismi akıllara direkt <em>yasak aşk</em> konusunu getiriyor haklı olarak ama Aşk-ı Memnu bundan çok daha fazlası. Bu eserde dönemin yaşam tarzını, insanların psikolojilerini de okuyoruz. Psikolojik iç çatışmaları ve toplumsal gözlemlerini başarıyla yansıtmış yazar. Duygu ve düşünce sellerine giriyorsunuz ama içinde boğulmuyorsunuz. Tam bir dönem kitabı olmuş. Şunu da eklemek isterim; bu kitabı her gördüğünüzde “Zaten dizisini izlemiştim, okumama gerek yok.” diyorsanız gerçekten yanılıyorsunuz. Eser, dizi uyarlamasından daha farklı bir atmosfere sahip.</p>



<p>Dili aşırı süslüydü, fazla detay verildiği içinde kitabı okurken &#8220;Sadede gel artık.&#8221; diye düşündüğüm zamanlar oldu maalesef. Betimlemeler beni pek fazla yormadı. Edebi eserlerde olmazsa olmazdır betimlemeler. Ama bir solukta okuyup bitirdim diyemeyeceğim, bunalıp okumayı bıraktığım zamanlar da oldu. Ama genel olarak beğendim, iyi ki okumuşum.</p>



<h4 class="wp-block-heading"><strong>Peki bu eserde kim suçluydu?</strong></h4>



<p>Benim gözümde her zaman <em>Behlül daha fazla suçluydu</em>, ama böyle derin işlenmiş bir romanda suçu tek bir kişiye yüklemek saçmalık olur. Adnan Bey, düşkünlüğü uğruna kızı yaşındaki bir kadınla evlendi. Nihal kardeş gibi büyüdüğü Behlül ile birlikte olmak istedi. Firdevs, hırsı ve aç gözlülüğü ile herkesle oynayabileceğini zannetti, ama elinde sandığı ipler boynuna dolandı.</p>



<p>Bihter&#8230; Annesine olan kini ve hırsı yüzünden bütün hayatını etkileyecek o hamleyi yaptı ve Adnan&#8217;la evlendi. Annem gibi olmayacağım diye düşünerek çıktığı bu yolda, Firdevs Hanım karakterine büründü. Ve bu karmaşanın içinde kendi elleriyle kendi sonunu hazırlayan Bihter, bu hikayede yanan kişi oldu.</p>



<p>Alıntıyla yazımı bitirmek isterim.</p>



<p><em>&#8220;Hem sana doğru deliler gibi koşmak istiyorum hem de ayaklarımda tonlarca ağırlık var, kıpırdayamayacağımı biliyorum&#8230;&#8221;</em></p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Aşk-ı Memnu</strong> isimli Buse Manolya Akgün eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. <strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/ask-i-memnu/">Aşk-ı Memnu</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/ask-i-memnu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuyucaklı Yusuf</title>
		<link>https://kultursakarya.com/kuyucakli-yusuf/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/kuyucakli-yusuf/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 12:06:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Roman Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyucaklı Yusuf Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Sakaya Kitap Kulübü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=4049</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Kuyucaklı Yusuf&#8217; Sabahattin Ali tarafından yazılmış,1937 yılında yayımlanmıştır. Bu esere...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/kuyucakli-yusuf/">Kuyucaklı Yusuf</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>&#8216;Kuyucaklı Yusuf&#8217; </strong>Sabahattin Ali tarafından yazılmış,1937 yılında yayımlanmıştır. Bu esere kadar Türk romanının asıl konusu, yanlış batılılaşmadır. Fakat<em> bu romanla beraber toplumun aksayan yönleri içerden bir gözle ele alınmıştır.</em></p>



<p><strong>Kitap Özeti</strong></p>



<p><em><strong>Yusuf</strong></em>, Kuyucak’ta doğmuştur. Bir gün, köylerini eşkıyalar basmış, bütün ailesini öldürmüştür. Daha çocuk yaşta olan Yusuf kimsesiz kalmıştır. İyi yürekli <em><strong>kaymakam</strong></em>; köyde tek başına, kötü hâlde kalan Yu­suf’a acımış, onu evlat edinmiştir. Bundan sonra Yusuf’a herkes doğduğu yerden ötürü <em>&#8216;Kuyucaklı Yusuf&#8217; </em>demeye başlamıştır.</p>



<p>Kaymakam, Yusuf’a babalık yapmaktadır. Kaymakam’ın, yaşı Yusuf&#8217;tan küçük, <em><strong>Muazzez</strong></em> adında bir kızı vardır. Muazzez ve Yusuf kardeş gibi büyümeye başlarlar. İkisi aynı okulda okumaya başlar. Yusuf oldukça zekidir. Fakat küçük yaşta yaşadığı olumsuz tecrübeler onu çok kötü etkilemiştir. Bu yüzden okuyamaz. Bir yandan da kaymakamın eşi <em><strong>Şahende Hanım</strong></em>, Yusuf’a üvey annelik yapmakta fakat onu hiç sevmemektedir. Bu sevgisizlik içinde Yusuf büyür. Büyüdükçe Muazzez’e karşı derin hisler beslemeye başlar. Muazzez, onun üzerine titrediği bir insan olur. Muazzez’i kötülüklerden korumaya çalışır, hep yanında olmak ister. Şahende Hanım’a hiç güvenmemekte, onun kızına dahi kötülük yapabileceğini düşünmektedir.</p>



<p>Yusuf ve Muazzez bir gün bayram yerine giderler. Kasabanın külhanbeyi, hovardalığıyla ün salmış<em><strong> Şakir</strong></em>, Yusuf’un yanında Muazzez’e sarkıntılık eder. Yusuf, onu orada döver. Şakir, bunu hiç unutmaz. Muazzez’i elde etmeyi kafasına koyar. Çünkü her dediği olmuştur şimdiye kadar. Bir dümen kurar. Muazzez’in babasıyla kumara oturur, onu borca sokar. Borcuna karşılık Muazzez’i ister . Kaymakam mecburen kabul etmek zorunda kalır. Bunu öğrenen Yusuf, bakkala gider. Kaymakamın borçlandığı parayı bakkaldan alır ve Şakir’e öder. Muazzez, bu sefer de bakkalla evlenmek zorundadır. Düğün günü, Muazzez’i elde etmeyi kafasına koymuş olan Şakir, kaza süsü vererek bakkalı öldürür. Çok güçlü olduğu için ceza almaktan da kurtulur. Muazzez’in ailesine şantaj, baskı yoluyla Muazzez’i vermelerini söyler. Bütün bu gelişmeler olurken Yusuf&#8217;un içten içe Muazzez’e karşı duyguları çoğalır. Fakat fakir olduğu ve Şahende Hanım onu sevmediği için duygularını hiç dile getiremez. Sadece Muazzez’i kötülüklerden korumaya çalışır.</p>



<p>Bir gün Muazzez, Yusuf’a açılır. Onu çok sevdiğini itiraf eder. Yusuf çok şaşırır. Asla ümit edemeyeceği hayali gerçek olmuştur. Şahende Hanım, bu durumu öğrenir. Kızını Yusuf’la evlendirmektense zengin Şakir’le evlendirmeyi tercih etmektedir. Kızını Şakir’le buluşmaya zorlar. Bunun üzerine Yusuf ve Muazzez komşu köylerden birine kaçar ve orada evlenirler. Şahende Hanım, bunu hiç affedemez. İçi intikam arzusuyla dolmuştur. Kaymakam ise çok memnundur. Kendi elinde büyüyen Yusuf’un kızına iyi bakacağından emindir. Kaymakam, onlara yardım da eder. Damadına iş verir, evlerinin kurulmasına yardım eder. </p>



<p>Bir gün, kaymakam kalp krizi geçirir ve ölür. Yusuf’la Muazzez’in çok mutlu giden evlilikleri gölgelenir. Onlara kol kanat geren kaymakam ölünce, Şahende Hanım ve Şakir, içlerinde büyüttükleri kini kusmaya başlarlar. Yusuf’u gezici köy tahsildarlığına verdirirler. Yeni kaymakam da Şakir ve Şahende’nin istediklerini yapar. Yusuf gidince, Şahende evini içki ve eğlence merkezi yapar. Kızını da intikam hırsından dolayı fuhuşa iter. Olay her yerde duyulur. Dedikodu Yusuf’un da kulağına gelince Yusuf köye döner. Yusuf, köye gelince feci durumu gözleriyle görür. Karısı kötü emellere alet olmaktadır. Şahende’yi, Şakir’i ve Kaymakam’ı öldürür. Karısı da ağır yaralanır. Karısını alıp şehrin dışına gider fakat karısı da ölür. Karısını bir çukura gömdükten sonra ortadan kaybolur.</p>



<p><strong>Benim yorumuma gelecek olursak;</strong></p>



<p>Kuyucaklı Yusuf okuduğum en güzel romanlardan biri. Eser hem sürükleyici hem de kalbe dokunuyor. Genel olarak hüzünlü bir kitap. Köy ve kasabalarda yaşanan sorunları; zengin-fakir, yönetici-halk arasındaki güç çatışmalarını anlatmaktadır. Yazar, güçlünün zayıfı nasıl ezebileceğini ve bu durumda zayıfın yapabileceği hiçbir şeyin olmadığını bütün gerçekçiliğiyle gözler önüne seriyor. Konu bakımından, yazıldığı dönemde ilk olarak nitelendirebiliriz.</p>



<p>Tasvirler, olaylar, karakterler, kullandığı dil oldukça etkileyici ve sürükleyiciydi. Film izler gibi kitap okudum diyebilirim. Her sayfayı çevirdiğimde, içimdeki merak ve heyecan duygusu artıyordu. Sabahattin Ali okumayı çok severim, bu eser de benim için muazzamdı. Hayranlıkla okuduğum bir kitap oldu. Sonu beklediğim gibi bitmedi, etkisini üstümden atmam zor olmuştu. Kesinlikle tavsiyemdir.</p>



<p>Okuyun.</p>



<p>Okutun.</p>



<p>Alıntıyla yazımı bitirmek istiyorum:</p>



<p><em>&#8220;Kendini, halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen de bu hayatın cefâsı tükenmez.&#8221;</em></p>



<p>Benden bu kadar.. Sürç-ü lisan ettiysek affola&#8230;</p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Kuyucaklı Yusuf</strong> isimli Buse Manolya Akgün eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. <strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/kuyucakli-yusuf/">Kuyucaklı Yusuf</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/kuyucakli-yusuf/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araba Sevdası</title>
		<link>https://kultursakarya.com/araba-sevdasi/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/araba-sevdasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 11:55:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Araba Sevdası]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Roman Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=3955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araba Sevdası Kitap Eleştirisi 1898 yılında yayımlanan bu eseri, Recaizade...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/araba-sevdasi/">Araba Sevdası</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Araba Sevdası</strong> <strong>Kitap Eleştirisi</strong></p>



<p>1898 yılında yayımlanan bu eseri, Recaizade Mahmut Ekrem kaleme almıştır. Türk edebiyatının<strong> ilk realist </strong>roman örneği kabul edilmektedir.</p>



<p><strong>Özet</strong></p>



<p>Romanın ana karakteri <strong>Bihruz Bey</strong>, alafranga özentisi gösteriş seven bir gençtir. Bihruz Bey, dönemin pahalı mekanlarında arabasıyla gezer. Bir gün Çamlıca tepesinde zengin görünümlü, pahalı bir arabası olan sarışın bir kız görür ve ondan etkilenir. Ertesi hafta yine Çamlıca tepesine gider ve bu kıza yani <strong>Periveş Hanım</strong>&#8216;a özenerek yazdığı mektubu verir. Bu mektupta sarışın kız için eklediği şiirde yanlışlıkla esmer manasına gelen bir kelime kullanır.</p>



<p>Bihruz Bey, Periveş&#8217;i uzun süre göremez. Periveş Hanım&#8217;a karşı olan aşkını <strong>Keşfi Bey </strong>öğrenir. Bihruz&#8217;un arkadaşı olan Keşfi Bey&#8217;in çocukluktan gelen bir yalan söyleme alışkanlığı vardır. Bihruz Bey&#8217;e, Periveş Hanım&#8217;ın öldüğünü söyler. </p>



<p>Bir gün Bihruz Bey, dolaşırken Periveş Hanım&#8217;a benzeyen birini görür ve kardeşi olduğunu düşünür. Bu yanlış tahmine dayanarak gördüğü kıza Periveş Hanım&#8217;ın mezarını sorar. Kız uzun uzun dinledikten sonra bu duruma güler. Periveş Hanım zaten karşısındaki kızdır, yaşıyordur. Bihruz Bey, Periveş Hanım&#8217;a bazı sorular sorar. Arabasının nerede olduğunu sorunca mesire yerinde gördüğü arabanın Periveş Hanım&#8217;a ait olmadığını anlar. Aslında Periveş Hanım&#8217;a değil, onun arabasına karşı olan aşkı da böylece son bulur.</p>



<p><strong>Benim yorumlarıma gelecek olursak;</strong></p>



<p>Ahmet Hamdi Tanpınar, bu kitabın 3 tarihin arkasından geldiğini söyler.&nbsp;</p>



<p>1- Hikayenin geçtiği tarih (1810-1870)</p>



<p>2- Yazıldığı tarih (1886)</p>



<p>3- Çıkış tarihi (1896)</p>



<p>Yazar bu eseri yazarken eğlenmek için yazdığını söylesede, kahramanı üzerinden <em>batı özentiliğini eleştirmiştir.</em></p>



<p>Recaizade Mahmut Ekrem, Avrupa görmüş gençlerden; süslü, gezen , gösteriş olsun diye cebinde Fransızca dergi ve gazetelerle dolaşan, Türkçe konuşurken araya yalan yanlış Fransızca sözcükler ekleyen, savurganlığa, borç etmeye özenen, Türkçeyi edebiyatsız kaba bir dil sayıp bu dilin cahili olduğu için de iki kültür arasında cebelleşen romanın baş kahramanı Bihruz Bey üzerinden anlatır. Yani ağlanacak halimizin resmidir Bihruz Bey.</p>



<p>Yazılış dönemine göre <em>toplum anlayışını güzel yansıtan</em> bir kitaptı. Fakat okumakta çok zorlandığım, bir türlü bitiremediğim, bitirmek içinde uğraşmadığım bir kitaptı. Eserde <em>yabancı kelimelerin çok olması akıcılığı kesmiş </em>bana göre. Sadeleştirilmiş bir dil kullanılmasına rağmen eser <em>hiç akıcı değildi.</em> Yazarın, Tanzimat 1 sanatçılarının yaptığı gibi sürekli konuya girmesi biraz rahatsız ediciydi bence. Benim <em>hoşuma giden kısımlar tasvirlerdi</em>. Resmen portre çizer gibi yapılmıştı . Evet, tasvirler biraz uzundu fakat realist bir romanın olması gerektiği gibiydi diye düşünüyorum. Ama kitabı okurken sıkıldığımı ve beğenmediğimi söylemem gerek. Bölümüm için okumam gerekiyor diyerek kitabı bitirdiğimde <em>özetini bilsem de yeterli olurmuş dedim maalesef.</em></p>



<p>Yazımı kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum&#8230;</p>



<p><em><strong>&#8220;Aşk! Aşk! Aşk nedir sanki? Bir trampet! Ahmakların en büyüğü! Fakat ne yazık ki; onu seviyorum, seviyorum, seviyorum!&#8221;</strong></em></p>



<p><em>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*</em></p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©</strong></p>



<p></p>



<ul class="wp-block-list"><li> <strong>Araba Sevdası</strong> isimli Buse Manolya Akgün kitap eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. <strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/araba-sevdasi/">Araba Sevdası</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/araba-sevdasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mai ve Siyah</title>
		<link>https://kultursakarya.com/mai-ve-siyah/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/mai-ve-siyah/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 11:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Eleştirileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mai ve Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=3921</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mai ve Siyah, Halit Ziya Uşaklıgil tarafından 1896-97 yılları arasında...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/mai-ve-siyah/">Mai ve Siyah</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mai ve Siyah, <em>Halit Ziya Uşaklıgil</em> tarafından 1896-97 yılları arasında<em> Servet-i Fünun dergisine </em>tefrika edilmiştir.</p>



<p><strong>Özet </strong></p>



<p>Lise son sınıfta babasını kaybeden Ahmet Cemil, evin ve ailesinin geçimini sağlamak için liseyi bitirdikten sonra çalışmaya başlar. Aslında ona kalsa bütün gününü edebiyat dünyasına bir yenilik getireceğini düşündüğü şiiri ile geçirmek ister. İçinde bulunduğu kötü durum yüzünden bu hayallerini erteler ve polisiye romanları çevirerek para kazanmaya çalışır. Ama o dönem, sayıları fazla olmayan kitapçılar Ahmet Cemil&#8217;in yaptığı çevirileri neredeyse yok denecek paraya satın alırlar. Ahmet Cemil zor şartlar altında çalışmak istemez ve kendine bir çıkış kapısı bulur. <em>&#8216;Mirat-ı Şuun&#8217;</em> adlı gazetede yazar olarak hikayeler çevirecektir. Hayatı düzene girmeye başlayınca, ünlü bir yazar olma hayalleri için yeniden çalışmaya başlamak ister. Ahmet Cemil yazacağı eser hakkında çok büyük hayaller kurarak hayatını sürdürür.</p>



<p>Çalıştığı gazetede onun gibi yazar olan Raci ile fazla geçinemez. Raci, Ahmet Cemil&#8217;in düşüncelerinin aksini savunan biridir. Ahmet Cemil&#8217;in liseden arkadaşı Hüseyin Nazmi, onun gibi edebiyata aşıktır ve Ahmet Cemil&#8217;in aksine varlıklı bir ailesi olması edebiyat ve sanat ile rahatça ilgilenebilmesine olanak sağlar. Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi&#8217;nin kardeşi Lamia&#8217;ya aşıktır. Fakat aşkını bir türlü itiraf edemez. Bunun en büyük sorunu, aralarındaki maddi durumdur. Varlıklı bir kız ancak varlıklı birine eş olabilir. Ahmet Cemil&#8217;in ün ve şöhret sahibi olmak istemesinin en büyük sebebi de, Lamia&#8217;ya layık bir hayat kurmaktır. Eğer başarabilirse onunla evleneceğine inanır.</p>



<p>Ahmet Cemil&#8217;in çalıştığı gazetenin sahibinin oğlu Vehbi Bey, Ahmet Cemil&#8217;in kız kardeşi İkbal ile evlenir. Maddi birikimi olmadığı için çeyiz ve düğün masraflarının tamamını erkek tarafı karşılar. Vehbi Bey, eve iç güveysi geldiği için Ahmet Cemil kendini huzursuz hisseder ve eve uğramamak için önce ilk bir hafta arkadaşı Hüseyin Nazmi Bey&#8217;in köşkünde kalır . Daha sonra ise kendine fazladan özel dersler alır. Başlarda her şey güzel gidiyormuş gibi görünse de Vehbi bey kötü alışkanlıklarına geri döner. Evin hizmetçisi Seher hanımı taciz eden, karısını tartaklayan kötü bir insan olmuştur. Vehbi Bey yine sinirlendiği bir zaman, İkbal&#8217;in hamile olduğunu bile bile karnına tekme atar. İkbal, bu tekme yüzünden çocuğunu düşürür. Kanaması durmayan İkbal ne yazık ki hayatını kaybeder.</p>



<p>Bu olaylar yaşandıktan sonra Ahmet Cemil, arkadaşı Hüseyin Nazmi&#8217;den yeni haberler alır. Hüseyin Nazmi Bey&#8217;in Avrupa&#8217;ya tayini çıkmıştır. Bu durum arkadaşını sevindirdiği için Ahmet Cemil&#8217;i de mutlu eder. Hüseyin Nazmi Bey, Lamia&#8217;nın da bir subay ile evlendirileceğini söyler. Ahmet Cemil&#8217;in dünyası başına yıkılır. Lamia&#8217;nın isteği dışında evlendirileceği kanaatine varır önce. Bu yüzden aşkını itiraf etmeyi düşünür fakat maddi durumundan dolayı bu fikirden de sevdasından da vazgeçer.</p>



<p>Ahmet Cemil, çok sevdiği kız kardeşinin ölümü üzerine aşık olduğu kadını da kaybedince kendini yenilmiş hisseder. Artık yaşamak için hiçbir sebebi kalmaz. Elinde kalan tek şey eseridir. Bu eseri de ailesi ve İkbal için bitirmek isteyen Ahmet Cemil hiç düşünmeden eserin müsveddelerini ocağa atar ve yanışını seyreder. Ahmet Cemil için İstanbul&#8217;un bir anlamı kalmaz. Tayinini ister. Annesini yanına alıp bir gemiye atlayarak İstanbul&#8217;a veda eder. Ahmet Cemil, geminin yola devam ettiği bir gece intihar etmek için geminin kenarına yaklaşır. İntihar edeceği sırada annesinin sesini duyar. Bu ses onu düşüncelerinden uzaklaştırır ve intihar etmekten vazgeçer. Ahmet Cemil, annesi ile birlikte yeni hayatlarına devam ederler.</p>



<p><strong>Benim yorumuma gelecek olursak;</strong></p>



<p>Bu eser, Fransız yazar <em>Stendhal&#8217;ın</em> <em><strong>&#8216;Kızıl ve Kara&#8217;</strong></em> adlı eserinden esinlenmiştir. Halit Ziya&#8217;nın usta işi romanıdır. Baştan sona kurgulanmış ilk romanımızdır.</p>



<p>Romanda<em> mavi;</em> göğün, umudun simgesidir. <em>Siyah</em> ise toprak, ölüm ve umutsuzluğun simgesidir. Mai ve Siyah, bir <em>hayal kırıklığının romanıdır.</em> Mavi başlayan hayaller sona doğru siyaha dönmüştür.</p>



<p>Yazar, Ahmet Cemil ile bütün Servet-i Fünuncuların düşüncesini dile getirmek istemiştir. Yani Servet-i Fünun yazarının temsilidir Ahmet Cemil karakteri.</p>



<p>Halit Ziya&#8217;nın çok ağır ve ağdalı bir dili var bunu kendisi de kabul ediyor. Eserine de bunu yansıtmış. Fakat 1938 yılında bizzat kendisi bu eseri sadeleştirmiştir.</p>



<p>Eseri okumaya başladığımda daha basit bir roman bekliyordum fakat her sayfasında hayran kaldım. Kitabın psikolojik tahlil yönü bakımından pek bir beklentim yoktu fakat karakterlerin ruhsal durumları çok iyi yansıtılmıştı. Karakterlerin çoğu beni çok etkilemişti özellikle İkbal&#8230; Masum bir çocukken evlenerek gerçek hayata atıldı ve yanlış evlilik sonucu hem çocuğunu kaybetti hem de yaşamından oldu. İkbal&#8217;in olduğu her bölümde gözlerim sulu suluydu. Fakat bana en çok dokunan karakter Ahmet Cemil oldu. Etrafındaki bunca olumsuzluğa rağmen tutunduğu mavileri siyah bir geceye teslim eden Ahmet Cemil&#8230;</p>



<p><strong>Kitabı özetleyen alıntı ile yazımı bitirmek istiyorum.</strong></p>



<p><em>&#8220;Ah! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat&#8230; Mai bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz, bahtsız ömür! Bir bârân-ı elmas altında inkişaf ederek şimdi bir baran-ı dürr-i siyahın altında gömülen o emel çiçekleri!&#8230;&#8221; </em></p>



<p></p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©</strong></p>



<p></p>



<ul class="wp-block-list"><li> <strong>Mai ve Siyah</strong> isimli Buse Manolya Akgün kitap eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. <strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/mai-ve-siyah/">Mai ve Siyah</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/mai-ve-siyah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eylül</title>
		<link>https://kultursakarya.com/eylul/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/eylul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jun 2022 17:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=3789</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/eylul/">Eylül</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*</strong></p>



<p>Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ”İlk eserim son üstadıma” ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı Eylül, 1900-1901 yılları arasında Serveti Fünun dergisine tefrika edilmiş , beğenilince kitap haline getirilmiştir.</p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Süreyya, karısı Suat’la birlikte babasının evinde kalmaktadır. Süreyya’nın kız kardeşiyle onun eşi de onlarla birlikte yaşamaktadır. Süreyya baba evinde kalmaktan, evin uzak bir yerde olmasının da etkisiyle sıkılmakta, Boğaz’da veya Adalarda oturmayı; sandallı, kotralı bir deniz yaşamı sürmeyi istemektedir. Süreyya karısı Suat’la beş yıllık evlidirler. Suat, kocasının bu hayalini gerçekleştirmek umuduyla gizlice babasına mektup yazar ve para ister, babası da yazlık evin kira bedeli olan kırk lirayı kızına gönderir. Suat durumu kocası Süreyya’ya açar ve çok sevinirler. Süreyya Bey ve Suat Hanım Boğaz içinde küçük bir yalı tutarlar ve oraya taşınırlar.</p>



<p>Yalıya Süreyya’nın halasının oğlu olan Necip’i de sık sık davet ederler. Necip Suat’ı pek çok yönden taktir etmekte, beğenmektedir. Zamanla bu taktir ve beğeni sevgiye dönüşür. Süreyya sık sık denize çıkmakta, günlerinin çoğunu denizde geçirmektedir. Bu yüzden Suat’la Necip yalıda yalnız kalmaktadır, içten içe Suat da Necip’i sevmektedir ama her ikisi de Süreyya’yı çiğneyemediği için fazla ileri gidememektedir, vicdanları bunu engellemektedir. Bu yüzden birbirlerine olan aşklarını söyleyemezler. Etrafta Suat’la Necip arasındaki duygusal ilişkinin dedikodusu yayılmıştır, bunu Süreyya da duyar ama buna ihtimal vermediği için fazla üzerine gitmez.</p>



<p>Necip bu söylentilerden dolayı yalıya seyrek gitmeye başlar, bir süre sonra “tifo”ya yakalanır. Hastalığın tehlikeli dönemi geçince Süreyya ile Suat, Necip’i ziyaret eder.</p>



<p>Necip, Suat’a olan aşkından dolayı yalıya gidip geldiği günlerde Suat’ın eldiveninin tekini almış yastığının altında saklamaktadır. Bu hasta ziyareti sırasında eldiven yastığın altında bulunur. Böylece Suat, Necip’in de kendisini sevdiğini anlamıştır ama bunu diğerleri de hisseder.</p>



<p>Necip iyileşince yazın kalan vakitlerini Süreyya’nın yalısında geçirmeye mecbur edilir. Artık Necip’le Suat birbirlerine açılabilmiş aşk yaşamaktadırlar.</p>



<p>Süreyya yalıyı çok sevmiştir, karısına kışı da burada geçirelim demiştir ama ne olduysa birden tekrar babasının konağına dönme kararı alır ve dönerler. Bir “eylül” ayında konakta yangın çıkar. Herkes kaçar ama Suat’ın içerde kaldığı fark edilir. Kocası Süreyya bağırıp çağırsa da yanan konağa giremez. Necip hiç tereddüt etmeden alevlere dalıp Suat’ı kurtarmaya çalışır. Bu sırada yanan tavan çöker ve Necip ve Suat yanarak can verir.</p>



<p><strong>Benim yorumuma gelecek olursak;</strong></p>



<p>Eserde temel olarak evlilik, aşk, ihanet, mutluluk, namus gibi kavramlar işlenmiş. İçsel tahlillerin oldukça yoğun, iç konuşmaların uzun, ruhsal tahlillerin oldukça derin olduğu eser; psikolojik roman türünün bu anlamda hakkını veriyor gerçekten. Konu bakımından her ne kadar “Fransız aşk üçgeni” konusu işlense de Mehmet Rauf , aslında bu konuyu psikoloji işlemek için bir nevi temel olarak kullanmış. Bu eser , olaylara değil karakterlerin psikolojisine bağlı , bu yüzden de hikaye psikolojik olarak ilerliyor. Kolay bir okuma olmadığını söylemeliyim. Mehmet Rauf , karakterlerin psikolojik tahlillerini gerçekten çok iyi yapmış fakat ben okurken biraz yoruldum. Hatta çoğu kez yarım bırakmayı bile düşündüm.Karakterlerdeki melankolik hava ve hüzün beni okurken fazlasıyla yormuştu.</p>



<p><strong>Eylül ‘de işlenen kavramların asıl anlamlarını birlikte inceleyelim;</strong></p>



<p>• Konaktan yalıya geçiş , konaktaki otoritenin baskısından kurtulma , daha özgür kendi yaşamlarını sürme söz konusu olduğundan başlarda daha iyi gelir.</p>



<p>• Konak; bağımlılık, bağlılık, gözetim ve denetim, zorunlu birliktelik , itaat ve kuşkuyu değer olarak alır. Yalı ise; özgürlük ,kendi başınalık , gönüllü katılım, kendi iradesini kullanma , aşk , bireysel hayat ve güven değer olarak yer alır. Yani yazarın benimsediği değerleri yalı , tam tersini de konak temsil eder.</p>



<p>• Konağa yeniden dönüşün başladığı bölüm , olumlu ilişkilerin sembolik anlamda yakılarak , ateşin arındırıcı gücüyle temizlenmeye çalışıldığı bölümdür. Yani ateş kavramının onları günahtan arındıracağına inanılır.</p>



<p>• Eylül bir hesap , hasılat ve hüzün ayıdır.</p>



<p>• “Eylül hüzünlü bir aşk romanıdır. Bu aşk, gözlerde başlayıp gözlerde yaşanan ve yine gözlerde biten, vuslatın olmayacağını bile bile yine de kalplere söz geçirilemediği için başka bir âlemde yaşanacak bir aşk.”</p>



<p></p>



<p> <p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©</strong></p>   <ul><li> <strong>Eylül</strong> isimli Buse Manolya Akgün&#8217;ün roman eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. <strong>**</strong>Site üyeleri için</li></ul>   <pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a> Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a> Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>. Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre> </p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/eylul/">Eylül</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/eylul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İntibah Eleştirisi</title>
		<link>https://kultursakarya.com/intibah-elestirisi/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/intibah-elestirisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 May 2022 12:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[intibah]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=3723</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/intibah-elestirisi/">İntibah Eleştirisi</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*</p>



<p>1876 yılında yayımlanan roman Tanzimat Edebiyatının ilk edebi romanı olarak bilinir. Bu eser Namık Kemal tarafından Magosa’da yazılmıştır.Romanın asıl adı &#8220;Son Pişmanlık&#8221; tır fakat sonradan &#8220;İntibah&#8221; ya da “Sergüzeşt-i Ali Bey” olarak değiştirilmiştir.</p>



<p><strong>ÖZET</strong></p>



<p>Varlıklı bir ailede büyüyen Ali Bey’in babası vefat edince miras Ali Bey’e kalır.Fakat Ali Bey içine kapanık bir hayat yaşar. Annesinin ısrarı sonucu arkadaşı Atıf Bey ile birlikte Çamlıca’ya akşam gezmesine çıkar. Ali,burada tanıştığı Mahpeyker adındaki hayat kadınına aşık olur.Ali, bu kadını görmek için sürekli Çamlıca’ya gider ve sonunda tanışırlar. Mahpeyker, Ali Bey’i kendine bağlamayı başarır.Mahpeyker dışında hiçbir şey ile ilgilenmeyen Ali Bey, ailesi tarafından uyarılır fakat kimseyi dinlemez.Oğlunu bu kadından kurtarmak isteyen Fatma Hanım, Cariye Dilaşub’u satın alır.Bir gece evinde Mahpeyker’i bulamayan Ali Bey, onun başka erkeklerle gittiğini düşünerek Mahpeyker’i terk eder. Bir zaman sonra Dilaşub’tan etkilenen Ali Bey ona aşık olur ve cariyeyle evlenir. Mahpeykerin bu evlilikten haberi yoktur ve Ali Bey&#8217;in döneceğine inancı tamdır. Aradan 15-20 gün geçtikten sonra nazlanmayı bırakıp Ali Bey’e mektuplar yazar. Ali Bey, mektuplara cevap vermeyince Mahpeyker mektubunda kendini öldüreceğini belirtir. Bu mektubuna dönüt olarak Ali Bey; &#8220;Benim için varlıkla yokluk arasındasınız zaten, ben gönlümü koyacağım namuslu bir yürek buldum&#8221; tarzında bir yazı gönderir. Mektup eline gelince kahrolan Mahpeyker,en çok da &#8220;namuslu bir yürek&#8221; kısmına gücenir. Kendisi hayat kadını olduğu için kadının kendisinden üstün tutulması zoruna gider.(Kitaptan alıntı: Kadınlara göre en can çekici davranış,bir rakibin kendinden üstün tutulmasıyla yenilmektir.) Ali Bey&#8217;in ona geri dönmeyeceğini anlayan Mahpeyker intikam planları yapmaya başlar&#8230;İlk hareketi Dilaşub’a iftira attırmak olur.Ali Bey iftiraya inanır ve Dilaşub’u satar.Mahpeyker, Dilaşub’u satın alır ve ona çok kötü davranır.Mahpeyker, Dilaşub’u hayat kadını olması için zorlar ancak o namusunu korur. Ali Bey ile kavuşamayacağını anlayan Mahpeyker, Ali Bey’i öldürme planları yapar. Bu planı öğrenen Dilaşub , Ali’yi uyarmaya gider.Fakat o anda katil , Ali’nin montunu giyen Dilaşub’u Ali sanar ve onu öldürür. Bunu üzerine Ali Bey, Mahpeyker’i öldürür ve hapse girer.</p>



<p>Benim yorumuma gelecek olursak ;</p>



<p>Namık Kemal, ilk sayfalarda uzunca Çamlıca ve bahar tasviri yapsa da kitabın akıcılığı bozulmamış.Kitapta bu kadar fazla betimlemenin olması bence olayları daha da gerçekçi kılmış. Kadınların satılması çok uygun bir durum olmasa da zamandan ötürü normal bir durum olarak kabul ediliyor.Akıcı, etkileyici, duygusal tasvirler içeren,dönemin şartlarının yansıtıldığı bir roman diyebilirim.</p>



<p>Okurken zaman zaman şaşırdım, zaman zaman da çok sinirlendim. Fakat merak duygum hep vardı. Hoşuma gitmeyen tek bir kısım vardı ki o da kitabın ismi ,ben bir uyanış göremedim. Kitabın ismi Son Pişmanlık olarak kalabilseydi belki de daha anlamlı olurdu. ( Eserin adı Maarif Nezareti tarafından değiştirilmiştir.)</p>



<p>Eserde asıl çatışma Mahpeyker ,Dilaşub ve Ali Bey üçgeninde görülse de bence asıl çatışma Ali Bey’in annesi Fatma Hanım ve Mahpeyker arasındadır. En başından beri Mahpeyker’i istemeyen Fatma Hanım, bana göre oğlu uğruna Dilaşub’u da kurban etmiştir.</p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>&nbsp;<strong>İntibah</strong> isimli Buse Manolya Akgün&#8217;ün roman eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin.&nbsp;<strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/intibah-elestirisi/">İntibah Eleştirisi</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/intibah-elestirisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra</title>
		<link>https://kultursakarya.com/tanzimat-doneminin-kiskancligi-simgeleyen-eseri-zehra/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/tanzimat-doneminin-kiskancligi-simgeleyen-eseri-zehra/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Busemanolyakgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Buse Manolya Akgün]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[NabizadeNazım]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=3559</guid>

					<description><![CDATA[<p>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/tanzimat-doneminin-kiskancligi-simgeleyen-eseri-zehra/">Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*</p>



<p>Tanzimat Dönemi sanatçılarından biri olan Nabizade Nazım’ın kaleme aldığı &#8216;Zehra&#8217; adlı roman , yazarın vefatından sonra arkadaşı tarafından “Servet-i Fünun” dergisinde tefrika edilmiş. Bu roman Türk Edebiyatında ‘ilk psikolojik roman denemesi’ özelliği taşır.</p>



<p><strong>KİTABIN ÖZETİ</strong></p>



<p>Ana karakterlerden biri olan Zehra doğuştan kıskançlık sahibidir. Bu durum onda o kadar üst düzeydedir ki kendi kardeşini bile kıskanır. Zehra’nın babası Şevket Efendi , kızının bu hallerine artık tahammül edemez ve eğer evlenirse kızındaki bu durumun sona ereceğine inanır. Şevket efendi, bir gün yanında çalışan Suphi’yi işleri tamamlamak için evine çağırır. Her şey aslında o gün başlamıştır. İşlerden bunalan Suphi bir anlığına camdan dışarı bakmak ister ve o an dışarıda Zehra’yı görür ve ondan çok etkilenir. Bunu gören Şevket Efendi, Suphi’nin Zehra’ya karşı bir şeyler hissettiğini sezer. Şevket Bey , Zehra’nın da Suphi’ye ilgili olduğunu görünce ikisini evlendirir. Bu şekilde kızının kötü huylarından arınacağına inanır.</p>



<p>Evliliğin başında Zehra gerçekten de kötü huylarından yavaş yavaş kurtulmuştur , ta ki bir gün Suphi’nin annesi onlara yardımcı olsun diye güzel ve zeki bir cariye getirene kadar… Cariyenin adı Sırrıcemal’dir. Sırrıcemal, Kafkas asıllı güzel bir kızdır. Cariye hiçbir şey yapmadığı halde Zehra’nın kıskançlığının hedefi olmuştur. Zehra utanmadan sıkılmadan bütün nefretini ve kıskançlığını cariyenin suratına kusmaktadır. Suphi ise ilk başlarda kıza sadece üzülse de yavaş yavaş cariyeye karşı ilgi duymuş , hatta ona aşık olmaya başlamıştır.</p>



<p>Sırrıcemal ve Suphi birbirlerine aşklarını itiraf ettikten sonra Zehra ve Sırrıcemal sürekli kavga etmiş , birbirlerine asla huzur vermemişlerdir. Suphi artık bu kavgalara dayanamaz ve Sırrıcemal ile birlikte yeni bir evde yaşamaya başlarlar. Zehra’nın kıskançlıktan gözü dönmüştür,intikam planları yapıp durur. Zehra, onların her yaptığından haberdar olmak için Habibe Molla’yı bulur . Bu kadın Suphi ve Sırrıcemal’in izini sürür ve her yaptıklarını Zehra’ya haber verir. Daha sonra onlara ders vermek için fahişe bir kadın bulur ve ondan Suphi’yi kendisine aşık etmek ister. Bu kadının adı Urani’dir. Urani ,Zehra’nın istediklerini yapar. Artık Suphi bu kadının aşkıyla yanıp tutuşmaktadır. Nitekim Sırrıcemal’de , Zehra’nın yaşadığı her şeyi yaşar ve kıskançlıktan deliye döner.Sırrıcemal artık bu duruma dayanamaz ve intihar eder. Suphi’nin parasını yiyen Urani, adamın parası kalmayınca ondan ayrılır. Suphi bu duruma önce çok üzülmüştür fakat daha sonra Urani’yi başka adamla görünce içindeki öfke duygusu kabarmıştır. Suphi, yanındaki adamı ve aşık olduğu kadını öldürür. Polisler delil yetersizliğinden Suphi’yi sürgün eder. Artık intikamını alıp kazanan Zehra olmuştur fakat Suphi’ye olan sevdası hala sürdüğü için yataklara düşer ve ölür.</p>



<p>Bu kitap hakkında benim yorumlarıma gelecek olursak, yazarın okuduğum ilk kitabıydı , o kadar akıcıydı ki elimden bırakmadan soluksuz okudum.Romanın içerisinde yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi fikirlerini yazması yazarla bağ kurmamı sağladı. Eser genel olarak Zehra karakterinin kıskançlık ve intikam duygusu üzerinde yoğunlaşmış olsa da her karakterin psikolojik tahlillerinin yapılması ve karakterlerin yaşadığı duyguları okuyucuya derinlemesine işlemesine hayran kaldım. Eserde kadın-erkek ilişkileri Tanzimat dönemine göre işlenmiş. Zehra karakterinden yola çıkılarak insanların kişisel özelliklerinin kader motifinde önemli bir yere sahip olduğu vurgulanmış.Tabi ki her Tanzimat dönemi eseri gibi döneminden çokca izler taşımakta,örneğin esir kadın (cariye) karakteri burada da mevcut.</p>



<p>Kitabın sonunda Zehra intikamını almış , kazanan o olmuş gibi duruyordu fakat aslında bütün hayatını bir intikam uğruna mahveden,sonunda da acı içinde ölen o olmuştu. Yani bence asıl kaybeden en başta Zehra idi . Karakterlerin hepsi yaşattığını tam anlamıyla yaşadı. Bana göre kitaptaki asıl suçlu , Suphi’dir.</p>



<p>Kadınlara olan zaafı ve sadakatsizliği yüzünden herkesin canı yandı. Bazı duyguların aşırıya kaçması hem etrafa hem de insanın kendisine çok büyük zararlar verir. Nitekim burada da kıskançlık ve intikam duygusu hazin bir sonu beraberinde getirmiştir.Benim bu eserden çıkardığım ders , hiçbir duygunun aşırıya kaçmaması gerektiği ve bir insana körü körüne bağlanmamak gerektiğidir.</p>



<p>Bu eserle ilgili çok daha detaylı bir bilgiye sahip olmak isterseniz buraya bir makale bırakıyorum. Keyifli okumalar dilerim.</p>



<p><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/59678" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Makale Bağlantısı</a></p>



<p><strong>Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>&nbsp;<strong>Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra</strong> isimli Buse Manolya Akgün&#8217;ün kitap eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.<strong>*</strong></li><li>Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin<strong>*</strong></li><li>Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin.&nbsp;<strong>*</strong></li><li><strong>*</strong>Site üyeleri için</li></ul>



<pre class="wp-block-preformatted">Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>
Daha fazla edebi içerik için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/">Sanat ve Edebiyat</a>
Diğer içerikler için <a href="https://kultursakarya.com/">Ana Sayfamız</a>.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/tanzimat-doneminin-kiskancligi-simgeleyen-eseri-zehra/">Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/tanzimat-doneminin-kiskancligi-simgeleyen-eseri-zehra/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elmalar (Mila) Film Eleştirisi (Tedavisi olmayan unutkanlık!)</title>
		<link>https://kultursakarya.com/elmalar-mila-film-elestirisi-tedavisi-olmayan-unutkanlik/</link>
					<comments>https://kultursakarya.com/elmalar-mila-film-elestirisi-tedavisi-olmayan-unutkanlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[jekolsun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Feb 2022 17:01:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[Adapazarı]]></category>
		<category><![CDATA[adapazarı film]]></category>
		<category><![CDATA[Adapazarı Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Adapazarı Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[kültür sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya film]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kultursakarya.com/?p=2662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elmalar (Mila) Film Eleştirisi: Sitemizdeki bu ilk eleştirimizde yarın akşam...</p>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/elmalar-mila-film-elestirisi-tedavisi-olmayan-unutkanlik/">Elmalar (Mila) Film Eleştirisi (Tedavisi olmayan unutkanlık!)</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Elmalar (Mila) Film Eleştirisi:</strong> Sitemizdeki bu ilk eleştirimizde yarın akşam Adapazarı Kültür Merkezi&#8217;nde yayınlanacak olan Elmalar filmini konu aldık. Bu güzel ve detaylı yazısı için Burak&#8217;a teşekkür ederiz. Birbirinden güzel içerikleri ile sürekli bizimle olması dileğiyle&#8230; (<strong>Editörün Notu</strong>)</p>



<h3 class="wp-block-heading" id="ey-unutus-kurtar-bu-gamlardan-beni">Ey unutuş kurtar bu gamlardan beni!</h3>



<p>Tedavisi olmayan ve yakalanan kimsenin iyileşemediği bir unutkanlık salgını sebebiyle hafızanızı tamamen kaybetseniz ve devlet tarafından size yeni bir kimlik oluşturulma şansı verilse kabul eder miydiniz? Elmalar, sorulması bile zor olan bu sorunun cevabını aramak ve aklımızın kareli köşelerine yeni soru işaretleri koymak için Distopik Yunan’a götürüyor bizi.</p>



<p>Bir epidemi ile başlıyor film, 2020’de hayatımıza giren korona sürecinde piyasaya çıkan Elmalar, belirsizlikle yoğurulmuş o günlerin ürünü olduğunu kurduğu atmosferle ve merkezine aldığı salgın hastalıkla çokça belli ediyor. Filmde, hastalığa yakalananlar aniden her şeyi unutuyor ve devletin bu hastalık için kurduğu birimlere sevk ediliyor. Hastaneye yatan hastalara ilk olarak bir numara veriliyor ve fotoğrafları çekiliyor. 14842’in hikayesi tam olarak burada başlıyor. Hastaların eğer kimlikleri tespit edilebilirse akrabaları tarafından alınabiliyor ancak kimsesiz olanlar hastanede kalıyor ve yeni bir kimlik yaratma işi devlet kontrolüyle gerçekleşiyor. Yeni kimlik yaratma programına alınan hastalara, yeni bir ev, yeni elbiseler ve düzenli olarak yapmaları gereken bazı ödevler veriliyor. Nerede oturacaklarından, ne giyeceklerine hatta sabah kaçta kalkacaklarına kadar karışabilen bir sistem.&nbsp;</p>



<p>‘’Yeni Kimlik’’ programına katılan herkese bir kaset aracılığıyla resim çekmek, bisiklete binmek, sinemaya gitmek, flört etmek, araba sürmek gibi ödevler veriliyor . Birbirinin aynısı işleri birbirlerinden kopya çekerek yapan insanlara, bir de bu anıları analog bir fotoğraf makinesiyle ölümsüzleştirip bu anıları saklamaları için bir albüm oluşturulmaları isteniyor. Bu albümü hastaneden gelip denetleyen ve onaylayan iki kişinin de olması aklıma günümüzde İnstagram&#8217;da yaşayan toplumu getiriyor ister istemez. Fotoğraf yoksa yaşanmamıştır şiarını benimseyen ve benimseten toplum.&nbsp;</p>



<p>Filmin ana karakteri Aris, filmin ilk yarısında bize; Bu adam gerçekten hafızasını mı kaybetmiş diye sordurmuyor değil aslında. İkinci kısım başladığında sinemada bir kadın çıkıyor karşısına. Hayatına bir kadın sokmakta zorlanan baş karakterimiz Aris, bu kadınla duygusal bir ilişki beklentisine girse de karşısındakinin sadece ve sadece ödevlerini yaptığını anladığı an hayal kırıklığı yaşıyor. İkinci yarıda daha belirgin ipuçlarıyla 14842’nin asıl tradejisinin ne olduğuna dair kafamız biraz daha kurcalanıyor.&nbsp;</p>



<p>Filme dair daha detaylı şeyler yazmak istesem de spoiler vermek istemiyorum. Kafa yakan ya da anlamadığımız çokça göndermesi olan bir film değil, yine de izlemesi keyifli ve sıkmayan bir film. Ana akım sinemanın zaman öldüren filmleri yerine, zamanı durduran amiyane tabirle ‘’ Sanat Filmlerini’’ seven herkesin, beğeniyle izleyeceği bir film.&nbsp;</p>



<p>Elmalar, Sinema Yazarları Derneği ( SİYAD) tarafından geçtiğimiz yılın en iyi 20 yabancı filmi arasında gösterildi. Türkiye’de çok kısıtlı bir vizyon süresi ve salon şansı bulduğu için pek bilinen bir film olduğunu düşünmüyorum. 9 Şubat Çarşamba akşamı saat 19.00’da AKM’de izleyebilirsiniz. İnternet ortamında da kolayca bulabilirsiniz bu filmi ancak hala şehirde film izledikten sonra sokağa, caddeye kavuşabileceğimiz bazı yerler varken bu şansı tepmemenizi tavsiye ederim.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>YÖNETMEN:</strong> Christos Nikou<br><br><strong>YAPIM YILI VE YERİ:</strong> 2020/ Yunanistan<br><br><strong>SÜRESİ:</strong> 90 Dakika<br><br><strong>TÜRÜ:</strong> DRAM<br><br><strong>IMDB PUANI:</strong> 6.8&nbsp;<br><br><strong>İZLEDİKTEN SONRA AKLIMA GELEN ŞİİR:</strong> Ahmet Muhip Dıranas- Olvido( Yazının başlığını da bu şiirin son dizesine borçluyum)&nbsp;<br><br><strong>İZLERKEN AKLIMA GELEN ŞARKI:</strong> Sertap Erener- Kendime Yeni Bir Ben Lazım&nbsp;<br><br><strong>İZLERKEN AKLIMA GELEN BİR SORU:</strong> Hangi filmi hiç izlememiş olmak için hafızanızı bir süreliğine kaybetmek isterdiniz?&nbsp;</p>



<p><strong>Yazar : Burak Ünal (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)</strong> </p>



<pre class="wp-block-preformatted"><strong>Elmalar (Mila) Film Eleştirisi (Tedavisi olmayan unutkanlık!)</strong> yazısını beğendiysen ve diğer gönderilere göre sitede daha çok gösterilmesini istersen yukarı ok tuşuna basabilirsin. Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin (Site üyeleri için) 
Ben bunu kaydederim bu ne güzel yazı dersen de kitap ayracı gibi olan butona basıver :)

Yorum yazarak sevgimi belli etmek istiyorum mu diyorsun? E o zaman durma! Bu üyelere özel değil! (Ama üye olursan profil foton falan çıkar bak ;) bizce ol :) ) <a href="https://kultursakarya.com/register/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Üye Ol</a>

Daha fazla edebi yazı okumak için <a href="https://kultursakarya.com/sanat-ve-edebiyat/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">buraya</a> tıklayabilirsin.
Yetmez! Ben bu güzel sitede yazar olmak istiyorum dersen <a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Başvuru Formumuz</a>

<em>Dipnot:
Bu yazıdaki kullandığımız fotoğraf filmin kendi kapağından sağlandı. 

Ben size telifsiz(kaynakça belirtilerek) fotoğraf sağlamak istiyorum diyorsan </em><a href="https://kultursakarya.com/bize-ulasin/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Bize Ulaşın</a></pre>
<p>The post <a href="https://kultursakarya.com/elmalar-mila-film-elestirisi-tedavisi-olmayan-unutkanlik/">Elmalar (Mila) Film Eleştirisi (Tedavisi olmayan unutkanlık!)</a> appeared first on <a href="https://kultursakarya.com">Kültür Sakarya</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kultursakarya.com/elmalar-mila-film-elestirisi-tedavisi-olmayan-unutkanlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
