Eleştiri

Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra

4
LütfengirişveyaKayıt Ol to do it.

*Yazdığım bu yazı eleştiri adı altında benim düşüncelerime ait değerlendirmedir.*

Tanzimat Dönemi sanatçılarından biri olan Nabizade Nazım’ın kaleme aldığı ‘Zehra’ adlı roman , yazarın vefatından sonra arkadaşı tarafından “Servet-i Fünun” dergisinde tefrika edilmiş. Bu roman Türk Edebiyatında ‘ilk psikolojik roman denemesi’ özelliği taşır.

KİTABIN ÖZETİ

Ana karakterlerden biri olan Zehra doğuştan kıskançlık sahibidir. Bu durum onda o kadar üst düzeydedir ki kendi kardeşini bile kıskanır. Zehra’nın babası Şevket Efendi , kızının bu hallerine artık tahammül edemez ve eğer evlenirse kızındaki bu durumun sona ereceğine inanır. Şevket efendi, bir gün yanında çalışan Suphi’yi işleri tamamlamak için evine çağırır. Her şey aslında o gün başlamıştır. İşlerden bunalan Suphi bir anlığına camdan dışarı bakmak ister ve o an dışarıda Zehra’yı görür ve ondan çok etkilenir. Bunu gören Şevket Efendi, Suphi’nin Zehra’ya karşı bir şeyler hissettiğini sezer. Şevket Bey , Zehra’nın da Suphi’ye ilgili olduğunu görünce ikisini evlendirir. Bu şekilde kızının kötü huylarından arınacağına inanır.

Evliliğin başında Zehra gerçekten de kötü huylarından yavaş yavaş kurtulmuştur , ta ki bir gün Suphi’nin annesi onlara yardımcı olsun diye güzel ve zeki bir cariye getirene kadar… Cariyenin adı Sırrıcemal’dir. Sırrıcemal, Kafkas asıllı güzel bir kızdır. Cariye hiçbir şey yapmadığı halde Zehra’nın kıskançlığının hedefi olmuştur. Zehra utanmadan sıkılmadan bütün nefretini ve kıskançlığını cariyenin suratına kusmaktadır. Suphi ise ilk başlarda kıza sadece üzülse de yavaş yavaş cariyeye karşı ilgi duymuş , hatta ona aşık olmaya başlamıştır.

Sırrıcemal ve Suphi birbirlerine aşklarını itiraf ettikten sonra Zehra ve Sırrıcemal sürekli kavga etmiş , birbirlerine asla huzur vermemişlerdir. Suphi artık bu kavgalara dayanamaz ve Sırrıcemal ile birlikte yeni bir evde yaşamaya başlarlar. Zehra’nın kıskançlıktan gözü dönmüştür,intikam planları yapıp durur. Zehra, onların her yaptığından haberdar olmak için Habibe Molla’yı bulur . Bu kadın Suphi ve Sırrıcemal’in izini sürür ve her yaptıklarını Zehra’ya haber verir. Daha sonra onlara ders vermek için fahişe bir kadın bulur ve ondan Suphi’yi kendisine aşık etmek ister. Bu kadının adı Urani’dir. Urani ,Zehra’nın istediklerini yapar. Artık Suphi bu kadının aşkıyla yanıp tutuşmaktadır. Nitekim Sırrıcemal’de , Zehra’nın yaşadığı her şeyi yaşar ve kıskançlıktan deliye döner.Sırrıcemal artık bu duruma dayanamaz ve intihar eder. Suphi’nin parasını yiyen Urani, adamın parası kalmayınca ondan ayrılır. Suphi bu duruma önce çok üzülmüştür fakat daha sonra Urani’yi başka adamla görünce içindeki öfke duygusu kabarmıştır. Suphi, yanındaki adamı ve aşık olduğu kadını öldürür. Polisler delil yetersizliğinden Suphi’yi sürgün eder. Artık intikamını alıp kazanan Zehra olmuştur fakat Suphi’ye olan sevdası hala sürdüğü için yataklara düşer ve ölür.

Bu kitap hakkında benim yorumlarıma gelecek olursak, yazarın okuduğum ilk kitabıydı , o kadar akıcıydı ki elimden bırakmadan soluksuz okudum.Romanın içerisinde yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi fikirlerini yazması yazarla bağ kurmamı sağladı. Eser genel olarak Zehra karakterinin kıskançlık ve intikam duygusu üzerinde yoğunlaşmış olsa da her karakterin psikolojik tahlillerinin yapılması ve karakterlerin yaşadığı duyguları okuyucuya derinlemesine işlemesine hayran kaldım. Eserde kadın-erkek ilişkileri Tanzimat dönemine göre işlenmiş. Zehra karakterinden yola çıkılarak insanların kişisel özelliklerinin kader motifinde önemli bir yere sahip olduğu vurgulanmış.Tabi ki her Tanzimat dönemi eseri gibi döneminden çokca izler taşımakta,örneğin esir kadın (cariye) karakteri burada da mevcut.

Kitabın sonunda Zehra intikamını almış , kazanan o olmuş gibi duruyordu fakat aslında bütün hayatını bir intikam uğruna mahveden,sonunda da acı içinde ölen o olmuştu. Yani bence asıl kaybeden en başta Zehra idi . Karakterlerin hepsi yaşattığını tam anlamıyla yaşadı. Bana göre kitaptaki asıl suçlu , Suphi’dir.

Kadınlara olan zaafı ve sadakatsizliği yüzünden herkesin canı yandı. Bazı duyguların aşırıya kaçması hem etrafa hem de insanın kendisine çok büyük zararlar verir. Nitekim burada da kıskançlık ve intikam duygusu hazin bir sonu beraberinde getirmiştir.Benim bu eserden çıkardığım ders , hiçbir duygunun aşırıya kaçmaması gerektiği ve bir insana körü körüne bağlanmamak gerektiğidir.

Bu eserle ilgili çok daha detaylı bir bilgiye sahip olmak isterseniz buraya bir makale bırakıyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Makale Bağlantısı

Yazar : Buse Manolya Akgün (Tüm Hakları Saklıdır. All rights reserved. Kültür Sakarya 2022 ©)

  •  Tanzimat Döneminin Kıskançlığı Simgeleyen Eseri Zehra isimli Buse Manolya Akgün’ün kitap eleştirisini beğendiysen ve diğer içeriklerimize göre sitede daha çok gösterilmesini istersen başlığın altındaki yukarı ok tuşuna basabilirsin.*
  • Eğer favorilerine kaydetmek istersen kalp tuşuna basabilirsin*
  • Daha sonra bakmak için kitap ayracı butonuna basıp içeriği kaydedebilirsin. *
  • *Site üyeleri için
Eğlenceli ve kültür dolu dünyamıza katılmak için Kültür Sakarya'ya Üye Ol
Daha fazla edebi içerik için Sanat ve Edebiyat
Diğer içerikler için Ana Sayfamız.
Yetmez! Ben bu güzel sitede içerik üretmek istiyorum dersen Başvuru Formumuz
Skolyoz Nedir?
Kill Bill Volume 1 - 2

Reactions

0
7
0
0
0
0
Bu gönderi için zaten tepki verdin.

Tepkiler

7

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.